Ey gözlerinin rengi bütün rûhumu sarsan!
Gönlümde bugün açtı siyâh renkli çiçekler.
Bir gün beni rüzgârlara kalbinle sorarsan
Cân verdi senin uğruna çoktan diyecekler
Tâ kalbe giren gözlerinin şu'lelerinden
Gel sevgili, gel sen bana bir semli kadeh sun!
Hiç titrememiş kalbimi oynattı yerinden
Oynattı evet sendeki baş döndüren efsûn!"
Ey gözleri hançer gibi keskin dişi kaplan!
İster bana aşkın bütün âlâmını çektir.
İster beni öldürmek için sineme saplan
Ölsem bile aşkım seni tâkip edecektir.
Göğsünde vurup parçalanan kalbi, nihâyet
Bir saçları kan, gözleri keskin dişi çeldi.
Artık bitecek rûhunu sarsan bu şeâmet
Zirâ saçı kan sevgilinin ismi eceldi.
Taabbüd-i ecdat, pederşahi aile sistemi ile beraber doğmuş gibi görünüyor. Demek ki oldukça ilerlemiş medeniyetlerin mahsulüdür. Fakat bunu, her milletin tekâmül hayatında bir merhale gibi mütalâa etmek doğru değildir. Çünkü ne atalara tapmak sistemi, ne de pederşahî aile manzumesi, bütün insanlar tarafindan tabii olarak yaşanılmış dinî ve ailevi bir devir değildir. Nitekim eski Türkler, pederşahi aile hayatından geçmiş değillerdir. Çünkü ana tarafından akrabaların "dayı", "tagay" "kufduk" ve "teyze" gibi Türkçe adları bulunduğu hâlde, baba tarafından akraba isimleri Türkçe olarak görülmüyor. "Amca", "hala" gibi kelimeler ise, daha sonraki bir devre aittir.Ve ata karındaşı gibi tabirler de mürekkeptir. Halbuki pederşahi ailede karabet, baba tarafindan muteberdir.
Keza pederşahi ailede kadının mevkii, bir yanaşma derecesindedir. Kadınlarda tesettür ve harem, bu sistemin icabatından ve zarurî neticelerindendir. Çünkü bu ailede kadınlar, erkeklerin malik oldukları haklara malik degildirler. Aile icinde bunlar hariçten gelmis oldukları için, bir yabancı gibidirler. Hakları ve vazifeleri ayrıdır. Her işe ellerini dokunduramazlar ve ayrı yaşamağa mahkûmdurlar.
Türklerde ise kadın, büyük bir ihtiram mevkiine maliktir. Avlara, ziyafetlere, kurultaylara, iktisadi işlere iştirak eder. Hakanın emirlerinin mutâa için kadının da imzası lazımdır. Resmi divanlarda kadın hakanın yanında ahz-ı mevki eder. Burada kadın, pederşahi ailede olduğu gibi harem dairesine kapanmış değil, onunla müşterek ve müsâvi bir hayata sahiptir.
İptidaî devirlerdeki insanlar, ata ruhlarının, dar zamanda kendilerine yardim ettiklerine inanırlar. Atalara tapmak, ihtimal aynı zamanda onlardan yardım ve kuvvet temin etmek içindir. Eski Türkler dilediklerini atalardan, bilhassa şaman atalardan isterlerdi. Tahtacılar'da kabirlere itinanın bir sebebi de budur. Onlar ölülerine rakı adarlar ve kurban keserler.