Yatırların bulunduğu dağlar, tepeler de mukaddestir. Her tepede bir yatır bulunur, her tepenin ismi bu yatıra izafe edilir. Dikkati çekecek bir şekilde büyümüş ve çatallaşmış ağaçlar ve yarlardan, taşlar arasından sızan sular ve kaynaklar mukaddestir veyahut mukaddes ruhların bulunduğu yerlerdir. Eski Türklerde dağların, ağaçların kutsiyetinin bulunduğunu, her kaynakta ve kaya dibinde perilerin bulunduğunu ve bunlara niyaz edilmedengeçilmeyeceğini biliyoruz. Denebilir ki Türkler ve onlardan bir kısım olan Aleviler, topraklarına bu sebeple çok merbutturlar. Çorak bir yere yerleşmiş olanlar bile, sefaletin tazyiki altında aç ve giyimsiz yaşadıkları bir köyün bereketsiz toprağını terk edemezler; çünkü bütün maneviyat ve mazileri ile; dağlar, tepeleri, yatırları ile oraya bağlıdırlar.