İnce Memed, hepimizin içinde bulunan, haksızlığa, baskıya, zulme, sindirmeye, eziyete, merhametsizliğe karşı durma güdüsünün ,ete kemiğe bürünmüş olduğu, yiğit bir karakter. Küçüklüğünden beri çektiği cefalara karşı duran, durdukça sırtına kırbaçlar indirilen Memed, sevdiği ile beraber güzellik, özgürlük, huzur ve refah içinde yaşamayı hayal ederken, hayatı onu herkesin kendisinden çekindiği, ismi türkülere destanlara yazılan bir eşkıya haline getiriyor. Bu konu da acıları ne olursa olsun pes etmeden, teslim olmadan, öc alma duygusu ile başlayıp sonrasında adalet davasına dönen sürükleyici bir hikayeye kapı açıyor.
Romanın özetini bu şekilde yaptıktan sonra kendi fikirlerimi paylaşmam gerekirse kitabın , gerek o dönemin Anadolu'daki köy hayatını, gerek şehir hayatını, gerek doğa özelliklerini, gerek Anadolu insanının özelliklerini çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Bazen olayların ve duyguların, fazlaca epik, destansı sahnelerle verilmesi, konunun, olağan bir Anadolu ilçesinde de geçen olaylar dizisinden ziyade , eski dönem destanlarında geçiyormus hissiyatını veriyor. Memed'in onca insan ile tek başına savaşması, birçok zorluğun içinden sıyrılarak çıkması ve benzeri olaylar beni bu düşünceye itiyor. Aynı şekilde eleştireceğim başka nokta da, hikayedeki en can alıcı noktaların kısaca, duygu tamlığını vermeden, hızlı hızlı, alelacele yazılmış etkisi uyandırması. Özellikle sonlara doğru, örnek vermek gerekirse, Hatice'nin ölümü, çocuğun doğumu, Abdi'nin ölümü vb. olayların kendi içerisindeki dinamiği, duygusallığı ve etkileri ile birlikte yeterince sağlam şekilde verilememiş.
Yine de bu ve benzeri eksikler böyle bir eserin değerini düşürmeyecektir. Film tadında Anadolu hikayelerini seviyorsanız okuyabilirsiniz.