Gelibolu Tarihi Savaşlarındaki günleri, olayları ve anıları bir de karşı tarafın gözünden ve kalemlerinden okumak istermisiniz..? İşte bu kitap da bunların çoğunu bulacaksınız.. Her konuyu sadece tek açıdan incelemek, tek tarafdan okumak o konuya ait oluşturacağınız fikirlerin yetersiz kalmasına neden olabilir.. Okumanızı öneririm..
Kitap ele alındığında kişiyi bilenler için Bir Eski Emekli Askerin Hayat Hikayesi, tanımayanlar için ise, Kitap Yazan Bir Orta Yaşlı Yazarın Hayata Bakışı gibi algılanabilir.. Okunmaya başlandığında belki de ilk 30-40 sayfadan sonra " Yahu sıkıldım, adamın biri uzun uzun kendi başından geçenleri kaleme alıp kitap diye satmış bana ne..!" diye de düşünülebilir.. Ancak, benim sizlere tavsiyem aynı kitabın adı gibi olacak; "Asla vazgeçme, Sabret, Devam Et.." Kitabı okumaya devam ettikçe sizde bu hayat mücadelesine bir yerinden katılacak, zaman zaman yazar ile bütünleşecek, bazen üzülecek, bazen gülecek ama mutlaka olaylarda kendinizden de bir pay, geçmişinizden bir iz bulabileceksiniz.. Özellikle kitapta ara ara çeşitli kişilerin çok anlamlı ve önemli hayat felsefesi taşıyan cümlelerinden verilen örnekler çoğunuzu durup düşündürecektir.. Kişisel bir biyografi olarak başlayan kitap aslında sonlara doğru bir hayat felsefesi kitabı tadında sonlanırken okuyan pek çok kişinin ileriye dönük hayatında bir değişiklik yapma motivasyonu gibi görünüyor. Ben özellikle kitabın son 40 sayfasının bir kaç kez okunup en sonda yazılı 55 hayat tecrübesinin de ezbere bilinip uygulanabilmesini tavsiye ederim. Bence; Fevkalade Bir Yapıt..!
Yazarın altı değişik kitabını alarak incelemek istedim. Şu ana kadar üç adedini okudum. Ne yazık ki kitapları ve yazım tarzını çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Kitaplar sıkıcı bir dilde çok aşırı kişilik ve çevre tanımlamaları, gözlemlemeleri ile kaleme alınmış, akıcılığı ve heyecanı pek de yüksek olmayan, okurken kişinin sıkılabileceği bir tarzda yazılmış. Kendi adıma bu yazarın başka kitabını alıp okumayı istemem. Kısaca beğenmedim diyebilirim.
Kitap son derece akıcı bir lisan ile yazılmış. Bolca tasvir içeren kitabı okurken adeta olayın olduğu mekanlara gidiyor ve anlatılanları adeta kuş gözü ile yukarıdan izliyorsunuz.. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan birisi olarak ifade edebilirim.. Ayrıca kitabın anlatım tarzını biraz İhsan Oktay Anar’ın tarzına çok benzettiğini söylemek isterim..
Kitabı okumadan önce Osmanlı'daki Kadı'lık müessesesi ve işleyişi hakkında çok daha farklı düşünüyordum. Ancak İlber ORTAYLI'nın pek çok yerli ve yabancı tarihçi, araştırmacının belgelerine, resmi Osmanlı arşivlerine göre hazırladığı bu kitap sonucunda gördüm ki bu memuriyet ve çalışması hakkında çok çok az bilgi var. Hatta bazı yüzyıllara ait nerede ise hiç resmi kayıt yok. Üstelik kitabın hazırlanmasında başvurulan kaynakların çoğu yabancı araştırmacı, yazar ve tarihçilere ait.. Belli ki matbaanın Osmanlı'ya geç girişinin, arşiv konusunun çok köklü olmayışının da bunda etkisi olabilir. En çok üzüldüğüm nokta ; bilir bilmez herkesin ağzında sakız olan, dizilerde , filmlerde bolca hikaye edilip kusursuz bir Osmanlı Adli ve Şerri Hakkaniyet müessesinin uygulayıcısı gibi bizlere aktarılan böyle bir memuriyet konusunda bile aslında çok az resmi bilgi, kayıt olduğu ve gerisinin açıkça hayali olarak doldurulduğu konusudur.. Kitap bilgi ve belge azlığından pek çok tekrar cümleler de olmasına karşın ancak ve ancak 100 sayfa civarında olabilmiş.. Ne yazık ki kendi tarihimiz konusunda bile yabancı kaynaklara muhtaç durumdayız.. Bu kitabı okurken yanınızda Osmanlıca-Türkçe bir sözlükte bulundurmanızı tavsiye ederim..