Alamut Kalesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
5381
Gösterim
Adı:
Alamut Kalesi
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055143664
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
Hanlar hanı Hülagu, bir dağ kaplanı kadar keskin bakışlarını gözlerime dikip, bir süre öylece kaldıktan sonra şöyle dedi.

"Alamut bir sonraki dolunayda düşecek. Kaledeki ilmi eserlerin dışındaki kitapları yaktır. Yaktır ki, insanlar onları okuyarak yollarını şaşırmasınlar."

Sonuç dediği gibi oldu. Dolunaylı bir gecenin sabahında kale düştü. Peki ben görevimi tam olarak yapabildim mi? Buna evet diyemem. Çünkü yakmam gereken kitaplardan birini yakmamıştım. Dağ şeyhi Hasan Sabbah'ın günlükleri çantamdaydı! Aradan yıllar geçti. Herkesin her şeyi unuttuğu bir zaman dilimine girmiştik. Alamut Kalesi de, onun gizemli şeyhi de çoktan unutulmuştu. …ve ben günlükleri yayınladım.
-Cüveyni-

Gerek Hasan Sabbah'ın günlüklerinden, gerekse Cüveyni'nin anlattıklarından yola çıkılarak yazılan bu roman, Hasan Sabbah'ın, Alamut Kalesi'nin ve fedailerin hikâyesidir…
(Tanıtım Bülteninden)
448 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kan dökmemek gayesiyle uğruna verilen savaşlarda akan kanlar mı dersiniz
Özgürlük uğruna kurban edilmesi gereken canlar mı dersiniz

Hasan Sabbah kıvrak zekası,Alimliği ve ilmiyle cahil kesimleri tebliğleriyle bilinçlendirmiştir. Onun safında olanlar Allah aşkı ve cennet kapıları için adeta gülerek kendilerini ölümle mükâfatlandırmışlardır.
Cennete gitme gayesi ve onun verdiği bu huzur, fedailer arasında bir ölüme koşma yarışı olmuştur.
Buna göre söyleyebilir miyiz ki günümüzdeki insanların ölüm korkusu Allah'a olan inancın eksikliğindendir ?

Selçuklular ve Moğollarla amansız savaşan Alamut kalesi,
Bana asıl gücün askeri üstünlük değil, zeka ve ileri görüşlülüğün olduğunu öğretti.

Öte yandan, bütün dünyaya da hakim olsanız, itibarınız sizden daha üstün ve daha güçlüdür. O lekelenmesin diye siz kalbinizi hep çamura bularsınız.
448 syf.
·9 günde·8/10
Güzel bir tarihi roman.Kitabın her bölümünde sürükleyici bir hikâye var ve merakla okuyorsunuz. Kitabın ana kahramanları rostov,hülagü ve hürşah.Selçuklulara direnen Alamut hülagu döneminde artık dayanamayıp düşüyor. Kitapta kahramanların birbirlerine anlattıkları hikayeler yoluyla hasan sabbah hakkinda detaylı bilgilere ulaşıyoruz. Elinizden bırakmak istemeyeceginiz bir roman olmuş.
448 syf.
·24 günde·Beğendi·8/10
Kitap arkası yazısına aldanarak sadece Hasan Sabah’ın hayatı anlatılıyor zannederek almıştım. Kitap Hasan Sabbah’ın hayatın kısa bir özet veriyor. Hasan Sabbah’ın başlattığı harekatın nasıl sonlandığını anlatan sürükleyici bir kitap.
448 syf.
·5 günde·Beğendi
Alamut Kalesinin tüm gerçeklerini Viladimir Bartol'un "Fedailerin Kalesi Alamut " kitabından okumak istiyordum. Fakat kısmet Orhan Yeniaras hocamın kitabına denk geldi. bu kitapta da istediğim her şeyi buldum. Kitap bölüm bölüm olarak ilerliyor ve her bir bölümde ayrı ayri hikayeler ya da o hikâyenin devamı olarak ilerliyor.

Olaylar Hasan Sabbah'ın torunu Rükneddin Nurşah'ın ağzından anlatılıyor,aslında kitap birebir Hasan Sabbah dönemini değilde ondan sonra süregelen Nurşah'ın dönemini de ele alıyor. Ve mükemmel bağlantılarla o dönemde anlatılıyor. Nizamülmülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah'ı Maalouf'un "Semerkant"i kitabında da okumuş müthiş derecede etkilenmiştim. Bu kitapta ise sadece Hasan Sabbah ve onun bıraktığı etkileri, izlenimleri okudum. Tarihî romanların yeri ben de hep ayrı olmuştur. Bu kitapta bu etkiyi fazlasıyla hissettirdi. Âdeta dönemi yaşıyorsunuz, hissediyorsunuz. O savaşlar ve özellikle fedailerin teknik ve becerileri çok güzel şekilde betimlenmiş ve okura aktarılmıştır.


Uzun lafın kısası okuyunuz... Efendim:)
448 syf.
·5 günde·5/10
Fena değildi okunabilir fakat benim tam olarak beklentilerimi karşılamadı. Savaş ve savaş teknikleri çokça detaya boğulmuş. Beklediğim o derin, gizemli havayı soluyamadım. Daha iyisi olabilirdi.Pek çok bilgi, rivayet veriliyor.Fakat ne kadarı doğrudur bilemiyorum.Macera ve savaş ağırlıklı bir roman olmuş.
448 syf.
·Beğendi·10/10
Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Ozellikle macera ve tarihi sevenlerin hosuna gidebilir. 2 defa okudum ve hiç sıkılmadan bitirdim. Herkese onerebilirim
448 syf.
·72 günde·Beğendi·7/10
Hasan Sabbah’ın günlükleri ve tarihçi Cüveyni’nin anlatımlarından Alamut Şeyhi Hasan Sabbah’ın hayatını, Alamut Kalesini ve daha bir çok kaleyi nasıl ele geçirdiğini, Devlet içinde kalelerden oluşan bir Devletçik kurmasını, Büyük Selçuklu Devletiyle olan çetin mücadelesini, defalarca kuşatılmasına rağmen akılcı ve acımasız yöntemleriyle kuşatmalara karşı elde ettiği başarıları, sonraki dönemlerde Alamut Şeyhi olan birkaç kuşak sonrasından torunu Rükneddin Hürşah’ın Moğollarla yaşadığı maceralarını, Alamut Kalesinin ve diğer kalelerin düşüşünü, Hürşah’ın yakın dostu Rostov’u bekleyen müthiş ve etkileyici sonu okuyacaksınız.
Kitabı okuduktan sonra bir bütün halinde ele alacak olursam; Bir toplumun her ferdi üstün yetenekli ve deha olamaz. Zaten bu mümkün değil, zira Yaradan’ın tabiat kanunlarına aykırı bir durum. Devlet toplumun her ferdine nitelikli ve kaliteli bir eğitim imkanı muhakkak sunmak zorundadır. Ancak, her toplumda 100 binde 1 ortaya çıkan olağanüstü kişileri milyonların içinden cımbızla seçebilecek ve onlara son derece özel ve elit bir eğitim imkanı sunacak bir sistem kurgulamalıdır. Doğuştan gelen üstün zekalar eğitimle işlenmeli ve devletine, milletine, insanlığa faydalı şekilde kullanılabilir hale getirilmelidir. Hasan Sabbah kesinlikle üstün yetenekli ve deha düzeyinde çok zeki bir insandı. Ortak akıldan veya ciddi Devlet aklından yoksun eğitilen ve gelişen emsalsiz beyin tarihte çok derin fakat olumsuz bir iz ve etki bırakmıştır. Onbinleri belki yüzbinleri bilgi ve yeteneğiyle tesiri altına alarak sorgulayamaz hale getirmiş, öğretisine mutlak muti birer köle yapmıştır. Belki tarihin akışını değiştirmiş, belki de bu akışı yavaşlatmıştır. Kim bilir?
446 syf.
·6/10
Hasan Sabbah ı sadece kitap sonunda anlatmış. Onu daha çok anlatmalıydı bence, zira sırf onu merak ettiğim için okumuştum. Bu hususun dışında kitap akıcıydı ve sıkılmadan okudum.
448 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Hasan Sabbah'ın, Alamut Kalesinin, fedailerin ve cennet bahçelerinin hikayesi. Bir tarafta Hasan Sabbah'ın yeryüzü cennetiyle yeni tanışan güzel köleler, diğer tarafta onun en güvenilir savaşçıları olan fedailer. Sabbah'ın yarattığı cennetin içinde gözleri açıldığında hepsinin hayatı hiç umulmadık bir şekilde değişir. Hikaye 11. yüzyıl İranında, kendini peygamber ilan eden Hasan Sabbah'ın, seçilmiş bir grup insanı intihar suikastçısına dönüştürerek bölgede hakimiyet kurmak için çılgınca ve aynı zamanda zekice bir plan tasarladığı Alamut Kalesinde geçmektedir. Güzel kadınların, yemyeşil bahçelerin, şarap ve haşhaşın göz boyadığı sanal bir cennet yaratan Sabbah, genç savaşçılarını emirlerine uydukları takdirde bu cennete gidebileceklerine inandırır. Kendilerini onun yoluna adayan, ölmeyi de öldürmeyi de göze almış olan bu küçük orduyla hükümdar sınıfına gözdağı verebileceğini düşünür. Sabbah kendi deyimiyle insanların saflığını kullanıp dine adanmışlığı politik emellerine alet eder. Artık kapılar onun için ardına kadar açılmıştır
448 syf.
·Puan vermedi
Bir deha Hasan Sabbah. Kitabı çok merakla okudum çünkü haşhaşileri anlatırken çokça öven bir arkadaşım vardı. Garip bir hayranlık duyduğunu görebiliyordum ama neye hayranlık duyduğunu tam olarak anlayamıyordum. Taa ki bu kitabı okuyuncaya kadar.

Kitapta Hasan Sabbah'ın üstün zekasından bahsediyor. Ve bu üstün zekalı adam " bana bir dayanak noktası gösterin dünyayı yerinden oynatayım" diyen Arşimet'in sözünden yola çıkarak, kendisine bir dayanak noktası bulmaya çalışır. Sonuçta aradığı dayanak noktasını bulmuştur. Kur an da geçen cennet. Onun için artık bir dayanak noktasıdır. Peki bunu nasıl kullanabilir? Tabi ki genç ve bakir fedaileri aracılığıyla. Fedailere önce cenneti gösterip ondan sonra, orada sonsuza dek kalabilmeleri için onlara bir görev verir. Görevini layıkıyla yerine getiren artık cenneti sonsuza dek hak etmiştir. Tabi burada haşhaştan da yardım almıştır.
Bu sayede önce düşman ordularının kumandanını, daha sonra da Selçukluların baş veziri Nizamül Mülk'ü zehirli hançerle fedaileri aracılığıyla öldürünce. Bölgede uzanca bir süre Hasan Sabbah'ın ve haşhaşi ordusunun genç fedailerinin korkusu çevreyi sarmış oluyor.

Kitap oldukça güzel bir kitap. Ben okurken zevkle okudum, sıkıcı değil akıcı bir kitap.
Tavsiye ederim.
İyi okumalar :)
448 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitap harika ötesi nerden başlasam bilmiyorum alamuta karşı bir ilgim ve merakım var daha önce alamutla ilgili bir kitap daha okumuştum ama bunu daha çok sevdim okurken pek bir beklentim yoktu kitabın kapağını kapadigim son satırı okuduğum anda ağzım açık kaldı her karakterin kitap içinde konuyla alakalı hikâyesi var ve acayip surukleyiciler tarih kişiler olaylar olsun acayip iyi hazırlanıp okuyucuya sunulmuş yazarı tebrik ediyorum başka kitaplarını araştırıp okumayı planlıyorum okuyun okuyun okuyun ve tabiki okutun MUHTESEM !
Ve asla bir tek kişiyi bile küçümsemeyin. Efendimizin de buyurduğu üzere hiç kimse davamıza hizmet edemeyecek kadar önemsiz değildir
Çünkü duygularımız bizi aldatır .Etrafımızı kuşatan şeylerle aramızdaki yegane bağ zekamızın ürünü olan düşüncelerimizdir.
Mala, mülke, servete ve makama aşırı tutku, zamanla hırsa dönüşür. Hırsın giderek büyümesiyle birlikte, ruhlar kin ve nefretle dolar. İşte Yezit gibiler böyle bir oluşumun ürünüdür.
Kendimi insanlığı karanlıklardan çıkartıp aydınlığa taşıyacak önemli bir yol gösterici olarak görüyordum. Bir kez daha büyük bir yanılgı içinde olduğumun farkında değildim

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Alamut Kalesi
Baskı tarihi:
Mayıs 2014
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055143664
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
Hanlar hanı Hülagu, bir dağ kaplanı kadar keskin bakışlarını gözlerime dikip, bir süre öylece kaldıktan sonra şöyle dedi.

"Alamut bir sonraki dolunayda düşecek. Kaledeki ilmi eserlerin dışındaki kitapları yaktır. Yaktır ki, insanlar onları okuyarak yollarını şaşırmasınlar."

Sonuç dediği gibi oldu. Dolunaylı bir gecenin sabahında kale düştü. Peki ben görevimi tam olarak yapabildim mi? Buna evet diyemem. Çünkü yakmam gereken kitaplardan birini yakmamıştım. Dağ şeyhi Hasan Sabbah'ın günlükleri çantamdaydı! Aradan yıllar geçti. Herkesin her şeyi unuttuğu bir zaman dilimine girmiştik. Alamut Kalesi de, onun gizemli şeyhi de çoktan unutulmuştu. …ve ben günlükleri yayınladım.
-Cüveyni-

Gerek Hasan Sabbah'ın günlüklerinden, gerekse Cüveyni'nin anlattıklarından yola çıkılarak yazılan bu roman, Hasan Sabbah'ın, Alamut Kalesi'nin ve fedailerin hikâyesidir…
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 440 okur

  • Irem donmez
  • Memet ali baykal
  • Nilay ATAY
  • Fulya aydoğan
  • Muttalipteköz
  • FİLİZ YILDIRIM
  • Emre Fe
  • çağlar özcan
  • Çağla Hezer
  • Serhat Karaman

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%12.1
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%15.2
25-34 Yaş
%9.1
35-44 Yaş
%30.3
45-54 Yaş
%27.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.3
Erkek
%54.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.1 (37)
9
%19.5 (24)
8
%24.4 (30)
7
%8.9 (11)
6
%10.6 (13)
5
%3.3 (4)
4
%3.3 (4)
3
%0
2
%0
1
%0