Yaşamın, ikinci yarısından çok fazla avantajı olan birinci yarısını, yani gençlik yıllarını bulandıran, hatta mutsuz kılan, yaşamda mutlu olmak gerektiği kesin varsayımıyla mutluluk peşinde koşmaktır. Umutların sürekli hayal kırıklığıyla sonuçlanmasının ve bunun sonucunda hoşnutsuzluğun ortaya çıkmasının nedeni budur.
İnsanın kendi benliği büyük ve zenginse, bu yoksul dünyada bulabileceği en mutlu durumu tadar. Şunu da söyleyelim ki, dostluk, aşk ve evlilik insanları ne denli sıkı bir yakınlık içinde birleştirse de; herkes en sonunda ancak kendi kendisiyle ya da olsa olsa çocuklarıyla dürüst bir ilişki içinde olduğunu düşünür.
Kendi kendine yetmek, kendi kendisi için her şey olmak ve tüm varlığımı kemdimde taşıyorum diyebilmek, elbette mutluluğumuz için en yararlı özelliktir.