Kitap genel olarak ebeveynlere olan olumsuz duyguların bastırılmasının(ahlaksal yönden buna alışılmış olunmasından dolayı) zararlı olduğunu eğer onlardan nefret ediyorsak bunu kabul etmemiz gerektiğini savunuyor. Çoğu bedensel hastalığın da bu bastırmış olduğumuz duygunun dışavurumu olduğunu belirtiyor. Bilinen yazarların aile yaşamlarından da örnekler vererek görüşünü desteklemiş. Bunun dışında okurken "İyi bir terapist nasıl olunur?" ya da "Bir terapistin bana faydalı olabileceğini anlayabilir miyim?" sorgularını yaptım kendimce çünkü bu soruları sormama sebep olan eleştiriler de vardı içerikte. Ayrıca Virginia Woolf'un bunalım geçirmesinde Freud'un etkisi olduğunu bilmiyordum.
Gayet açıklayıcı, akıcıydı. Bireysel olarak içgörü kazandığım, okumaktan zevk aldığım, "İyi ki okudum" dediğim bir eser oldu. Yazarın diğer eserlerini de okuduğum günleri sabırsızlıkla bekliyorum.
"Dövülen bir çocuk, sürekli yeni darbelerden korkmalıdır, ancak zulüm gördüğü gerçeğiyle yaşayamaz. Bu gerçeği bastırması gerekir. Aynı şekilde, ihmâl edilen bir çocuk, tamamiyle terk edilme korkusuyla, kendi acısını ifade etmeyi bırakın, bilinçli olarak yaşayamaz bile. Böylece çocuk, gerçek olmayan, güzel gösterilen, hayali bir dünyaya hapsolur kalır. O dünya ayakta kalmasını sağlar."
"O zaman kimi seviyorlar ki? Olmadığım beni mi? Sevebilmeleri için değiştirebildikleri insanı mı? Böylesi bir 'sevgiyi' elde etmeye uğraşmam bile. Bundan çok yoruldum."
"Ne zaman annemin psikoloğu olmayı bırakacağım? Ona bakmaya gidiyorum, onu anlamaya çalışıyorum, ona yardım etmeye çalışıyorum. Bunların hepsi boşuna. O yardım görmek istemiyor, hiç yumuşamayacak, tek ihtiyacı olan şey güç. Bu oyuna kendimi daha fazla kaptırmayacağım. Umarım başarabilirim."