Ancak görme bir kez yeniden gözlemcinin öznelliği içinde konumlandırıldığında, iç içe geçen iki yol açıldı. Bu yollardan biri, görmenin, modernizmde ve başka yerlerde yani iktidara getirilmiş olan bedenden türetilen hakimiyetini ve özerkliğini olumlayan çeşitli saptamalara doğru götürüyordu. Öteki ise görsel beden hakkında elde edilen bilgi doğrultusunda gözlemcinin giderek daha fazla standartlaştırılmasına ve düzenlenmesine, görmenin soyutlama ve formelleştirilmesine dayanan iktidar biçimlerine götürüyordu.