Gözümü açtığım zaman duyduğum iki ses vardı ; birincisi cezaevinin dışındaki köyden gelen ezan sesi , ikincisi ise yaklaşık 1 aydır sessiz sedasız yaşayan idamlığın, hücresinin kapısına vurararak çıkardığı sesti. Acaba kaç saat olmuştu uykuya daldığımdan bu yana? Baş gardiyan bu saatlerde pek kontrole çıkmazdı. Buda öyle bir saate denk gelmişti Allah'tan. Ezan sona ermişti ama hücrenin kapısı hala vurulmaya devam ediyordu.
-Patlama be geldim. Bir abdest alacak bile vakit bırakmıyorsunuz.
En iyisi uyuya kaldığını belli etmemekti. Bu idamlıktan zarar gelmezdi ama ola ki diğer hücrelerden biri duyarsa hiç düşünmez bir paket maltepe'ye gammazlardılar onu baş gardiyana. Hücrenin kapısına vardığım zaman hala aynı ritim ile vurmaya devam ediyordu kapıya. Cebimden anahtar demetini çıkartıp demir pervazın kilidini buldum ve açtım. Hücre boş görünüyordu bu haliyle. Daha sonra idamlık irkilmeme sebep olan ani bir hareket ile doğrulup çürük kokulu nefesi ile dikildi bir anda karşıma.
-Hoca!
Dedi sıkılmış dişlerinin arasından kısık ama anlaşılır bir sesle. Sakalları iki parmak uzunluğunda ve saçlarına karışmıştı. Epey kirli ve bakımsız görünüyordu bu haliyle.
-Ne hocası bu saatte kafan yerinde mi senin? diye bir şeyler geveleyerek cevap verebildim ancak bir anlık irkilmenin etkisini üzerimden atmaya çalışarak.
İdamlık cezavine geleli 3 ay olmustu. Garip bir adam değildi ilk başlarda, her mahkum gibi bir şekilde ucundan kenarından tutunmuştu yaşama. Ancak vukuatı ağırdı;
Talebe olacak yaşlardaki komşusunun kızına önce tecavüz etmiş ardından kızın bağırmasından korktuğu için boğarak öldürmüştü onu. İnsanın ar damarı çatladı ise bir kere demek..
Hakim dosyaya hiç bakmadan daha ikinci duruşmada yazmıştı idam kararını. 1 haftaya kalmaz asmak için gelirdi cellad, imam ve