Hepiniz Mecnun’u bildiniz ya ben Leyla!.. benim hikayemi biliyor musunuz?
Beni hep onun adıyla andınız.
Leyla… ve Mecnun.
Sanki ben onun bir ekidir, sanki ben sadece onun sevdası için varım.
Peki kimim ben?
Ben, sevmenin günah sayıldığı bir dünyanın içinde sessizce yanan kadınım.
Ağlamadım sanmayın…
Benim gözyaşlarım içime aktı,
duvarların görmediği, kelimelerin tarif edemediği bir sessizlikte boğuldum.
Mecnun çöllere düştü dediniz ya,
ben neye düşmedim ki?
Bir baba korkusuna…
Bir töreye…
Bir yasaya…
Bir susturulmuşluğa.
Onun aşkı meşhur oldu,
benimki neden utanç sayıldı?
O adımı haykırdı, ben onun adını içimde bile kısık söyledim.
Çünkü kadınların sesi kalplerinde boğulur.
Bize aşk yakışmaz, yakıştırsak da saklamamız gerekir.
Ben de sakladım.
Ama her saklanan, büyür içte.
Kök salar, tutar insanı.
Ben Mecnun’u içime gömdüm,
bir mezar gibi taşıdım yıllarca yüreğimde.
Hiç soran olmadı,
“Sen ne hissettin Leyla?”
Ben sevdim.
Ben bekledim.