Victor Hugo bu kitabında bana göre insanlığa çok net bir ders veriyor. Kitabı okurken başlarda zorlandım çünkü kiliseyi, Notre Dame’ı ve çevresini çok uzun uzun anlatıyordu. Ama kitabın sonuna gelince bunun nedenini daha iyi anladım; çünkü neredeyse bütün olaylar kilisede ya da onun etrafında geçiyor. Çünkü Hugo Paris’i gerçekten seviyor.:)
Quasimodo, küçükken çingeneler tarafından Notre Dame’ın önüne bırakılıyor. Çünkü kambur, sakat, tek gözlü ve dış görünüşü yüzünden istenmeyen bir çocuk. Onu oradan Claude Frollo alıyor ve himayesine alarak zangoç yapıyor. Frollo’nun bunu yapmasının sebebi bakmakla yükümlü olduğu Jehan Frollo adında bir kardeşinin olması ve belki de Quasimodo’yu orada bıraksa kardeşinin de benzer bir kader yaşayabileceğini düşünmesi. Quasimodo sağırdır ama kalbi çok temiz.Hayatında ilk defa bir insan ona merhametle davrandığında, yani Esmeralda ona su verdiğinde, gerçekten insan yerine konduğunu hisseder.
Esmeralda çok güzel esmer tenli, kara gözlü bir kızdır. Herkes onu çingene sanır ama aslında küçükken kaçırılmıştır. Dans ederek geçimini sağlar ve yanında keçisi vardır. Esmeralda’nın kalbi Phoebus’a aittir. Phoebus yakışıklı bir yüzbaşıdır ama aynı zamanda umursamaz ve çapkın bir karakterdir. Esmeralda ona gerçekten aşık olurken, Phoebus bu ilişkiyi ciddiye almaz ve onu kandırır. Esmeralda’ya aşık olan bir diğer kişi de Claude Frollo’dur. Baş diyakoz olmasına rağmen Esmeralda’ya karşı takıntılı bir aşk besler. Rahip olduğu için evlenememesi, aşık olamaması ve bastırdığı duygular zamanla onda kıskançlık öfke ve saplantıya dönüşür. Esmeralda’yı kaçırmaya çalışır, bunu başaramaz. Frollo, Esmeralda’yı istiyor ama aynı zamanda ona sahip olamadığı için yok etmeye çalışıyor.
Olaylar ilerledikçe Esmeralda idama mahkum edilir. Quasimodo onu kurtarmaya