Bu yıl ilk kez Cengiz Aytmatov okudum ve ilk kez bir yazarın bu kadar kitabını ard arda okuma girişiminde bulundum. Bu da Aytmatov’un her yeni kitabını elime aldığımda aşina olduğum bir evrene seyahat ediyormuşum hissi oluşturdu. Her bir hikayesi de bence oldukça etkileyiciydi fakat Beyaz Gemi’ye ayrı bir parantez açmak zorundayım.
Beyaz Gemi hayatım boyunca defalarca okumayı denediğim ama on sayfadan daha fazla ilerleyemediğim bir kitaptı benim için bu yüzden yazara da kitaba da önyargılıydım. Fakat bir okur olarak yıllar içinde öğrendiğim bir şey varsa o da her kitabın bir zamanı vardır ve nedense zamanı gelince en sevilen kitaplar onlar olur. Beyaz Gemi de aksini kanıtlamadı. Bence bu kitapta, çok az yerde rastlayabileceğiniz bir gerçeklik vardı o yüzden sanırsam kitabın kapağını kapattığınızda farklı hissediyorsunuz. Herkese aynı etkiyi vermesi mümkün değil farkındayım ama yine de bir okur olarak mutlaka şans vermeniz taraftarıyım. İyi okumalar
Sana, senin sözlerini tekrarlayarak veda ediyorum:
“Merhaba Beyaz Gemi, ben geldim!”