Bir düşünce, Allahın varlığını ve birliğini, kainatın eşsiz ve mutlak sahibinin O olduğunu hesaba katmıyor, son hedef olarak da O’nun hoşnutluğunu gözetmiyorsa, o zihin gerçek anlamda tevhide ulaşmış bir zihin değildir.
Elbette bizim dışımızda gerçek bir dünya vardır. Aksini iddia etmek delilik ya da berkeleycilik olurdu. Ancak gerçek sandığımız şey , bu dünyadan bize ulaşan dolaylı bilgilerdir. Örneğin şu anda önümde duran nesneye baktığımda gördüğüm şey , masanın kendisi değil, beynim tarafından yaratılan görüntüsüdür.
Samimiyet ile amel arasındaki ilişki, ruh ile beden arasındaki gibidir. Ruhu olmayan beden cansız olduğu gibi, samimiyetsiz bir amel de tamamen neticesizdir. Bir insan bin yıl boyunca kalbini samimi tutsa da, samimiyeti amelle birleşinceye kadar ona samimiyet denmez ve bin yıl boyunca amel etse ama samimiyeti olmasa ameli salih olmaz