İnsan yaşlandıkça duyguları da değişir.
Zamanla doğduğun kent de senin için yabancılaşır, bir anlam ifade etmez olur. Orada yaşadığın en tatlı anılar, bir sürü ıvır zıvır günlük olayın kalabalığı altında ezilir yok olur.
"Hiçbir şey istemiyorum. Hiçbir şey bana cazip görünmüyor. Günden güne miskinleştiğimi hissediyorum ve bundan memnunum. Belki bir müddet sonra can sıkıntısı bile hissedemeyecek kadar büyük bir gevşekliğe düşeceğim. İnsan bir şey yapmalı, öyle bir şey ki... Yoksa hiçbir şey yapmamalı. Düşünüyorum: Elimizden ne yapmak gelir? Hiç..."
Bir karıncaya bakıp hiç heyecanlanmayan insan, takla atan robota şaşırıyorsa bir sıkıntı var demektir! Yıldızları normal kabul edip teleskoba hayran olan, hücrenin yapısına şaşırmayıp mikroskobu alkışlayan insanın düşünce dünyasında ciddi bir revizyona ihtiyaç vardır.