Ben şuna inanmışım: Yaşayan yazarlar, yazdıklarıyla canlı bir bağ kuruyorlar; yazarların ölmemiş olmaları, kitapları için ya iyi oluyor, ya da kötü. Kitabın gerçek durumu, yazarın ölümünden sonra, daha doğrusu, yazarın ölümünden bir süre sonra ortaya çıkıyor. Çünkü kitap yalnız başına kalınca, kurtulunca yazarın baskısından yaşamaya başlar.
Sevgili Dost,
Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. Belki de bütün zamanlar böyledi.
Bazı insanlara göre, kast sisteminin ideolojisi şudur: itaatkâr kişinin elde edeceği ödül, ölümden sonra, eski bir inanca göre iyi insanların kabul edildiği efsanevi bir öteki dünyaya gitmektir.
Diğer bir takım kişilerde ise şu değişik düşünce vardır: toplumun sınıflara bölünmesi alın yazısıdır fakat yaptığı işler vs. sayesinde bireyler ait oldukları sınıftan bir yükseğine atlayabilirler.
Bu iki ideoloji de, kendini yetiştiren adam masalı da kesinlikle iki yüzlülüktür.
Bu teoriler, sınıflara bölünmenin sürekliliği yalanının doğruluğunu kanıtlamaya çalışanlar için çıkar sagladığından ortaya atılmışlardır.