Olgun insan sahteliği hemen görür? Olgunluk, bir zekâ fazlalığı değildir; tecrübenin bir tortusudur. Olgun İnsan, kendi fantezilerini tanımış, onlardan hayal kırıklığıyla çıkmış kişidir. Bu yüzden başkasının fantezisini sezdiğinde; onu romantize etmez. Çünkü tanıdık gelir. Sahte olan genellikle aşırıdır:
-Aşırı vaat
-Aşırı yakınlık olgun insan bu aşırılıkları, sevgi değil kaçış olarak okur. Bu da ilişkiyi zorlaştırır; çünkü sahte olan, görülmek ister ama tanınmak istemez. Denge neden rahatsız eder? Olgun insan dengesi, karşısındakinin dengesizliğini görünür kılar. O acele etmez, kriz yaratmaz, duygu sömürüsü yapmaz. Bu sakinlik, çocuk kalmış insan için “duygusuzluk” gibi algılanır. Çünkü çocuk kalmış zihin, sevgiyi iniş-çıkışla karıştırır. Denge, dramatik değildir. Denge, bağırmaz. Denge, manipüle etmez. Ve bu yüzden birçok insan için sıkıcıdır. Olgun insan neden oyuna girmez. Olgun insan güç oyunlarını tanır. Susarak cezalandırmayı, kıskandırarak bağlamayı, krizle yakınlaşmayı bilir ama kullanmaz. Çünkü bunlar ilişkiyi sürdürür gibi yapar ama özneyi tüketir. Bu noktada ilişki zorlaşır: Karşı taraf, alışık olduğu araçları çalıştıramaz. Tepki alamaz. Kontrol edemez. Bu çocuk kalmış bir zihin için varoluşsal bir tehdittir. Gerçek temasın bedeli olgun insanla ilişkide saklanacak yer yoktur. Duygu abartıyla örtülemez, sözler davranıştan bağımsız kalamaz. Çünkü olgun insan tutarlılık ister. Tutarlılık ise kişiye kendiyle yüzleştirir. Felsefi olarak burada mesele şudur: Olgun insan, ilişkiyi bir tamamlanma alanı olarak değil, iki ayrı varlığın karşılaşması olarak kurar. Bu da beni kurtar beklentisini boşa düşürür.
Klinik Psk. Elif Kevser Ara