Hülya Gençel

Hülya Gençel
@Bal_An_ne
Okudugumuz her satır insanın kendine açılan gizli bir kapısıdır. Ben o kapılardan geçmeyi, gördüklerimi paylaşmayı çok seviyorum…
Kamus, Namustur. (Kamus, sözlüktür) Cemil Meriç ‘Namus’ o çok iyi bildiğimiz bir algıdan öte ‘yasa’ demektir. Namusu korumak yasanı, ilkelerini korumaktır. Namus, sözün dil yasasıdır. Dilin sınırlarını belirler. Sınırları olmayan, değerleri olmayan, anlamı amacı olmayan her söz anlamına amacına hizmet etmediği gibi aksine sınırlar aşıldığı için insana kötü gelecek bir vesileye dönüşür. Firuzan ÇETİN
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Olgun insan sahteliği hemen görür? Olgunluk, bir zekâ fazlalığı değildir; tecrübenin bir tortusudur. Olgun İnsan, kendi fantezilerini tanımış, onlardan hayal kırıklığıyla çıkmış kişidir. Bu yüzden başkasının fantezisini sezdiğinde; onu romantize etmez. Çünkü tanıdık gelir. Sahte olan genellikle aşırıdır: -Aşırı vaat -Aşırı yakınlık olgun insan bu aşırılıkları, sevgi değil kaçış olarak okur. Bu da ilişkiyi zorlaştırır; çünkü sahte olan, görülmek ister ama tanınmak istemez. Denge neden rahatsız eder? Olgun insan dengesi, karşısındakinin dengesizliğini görünür kılar. O acele etmez, kriz yaratmaz, duygu sömürüsü yapmaz. Bu sakinlik, çocuk kalmış insan için “duygusuzluk” gibi algılanır. Çünkü çocuk kalmış zihin, sevgiyi iniş-çıkışla karıştırır. Denge, dramatik değildir. Denge, bağırmaz. Denge, manipüle etmez. Ve bu yüzden birçok insan için sıkıcıdır. Olgun insan neden oyuna girmez. Olgun insan güç oyunlarını tanır. Susarak cezalandırmayı, kıskandırarak bağlamayı, krizle yakınlaşmayı bilir ama kullanmaz. Çünkü bunlar ilişkiyi sürdürür gibi yapar ama özneyi tüketir. Bu noktada ilişki zorlaşır: Karşı taraf, alışık olduğu araçları çalıştıramaz. Tepki alamaz. Kontrol edemez. Bu çocuk kalmış bir zihin için varoluşsal bir tehdittir. Gerçek temasın bedeli olgun insanla ilişkide saklanacak yer yoktur. Duygu abartıyla örtülemez, sözler davranıştan bağımsız kalamaz. Çünkü olgun insan tutarlılık ister. Tutarlılık ise kişiye kendiyle yüzleştirir. Felsefi olarak burada mesele şudur: Olgun insan, ilişkiyi bir tamamlanma alanı olarak değil, iki ayrı varlığın karşılaşması olarak kurar. Bu da beni kurtar beklentisini boşa düşürür. Klinik Psk. Elif Kevser Ara
Niçin ıstırabımızı, cehaletimizi ve mutsuzluğumuzu bırakamıyoruz? İnsanoğlu nasıl mutlu ve saadet içinde olabilir? Mutluluğun vermeyeceği pek çok şeyi ıstırap sana verebilir. Aslında mutluluk senden pek çok şeyi alır götürür. Mutluluk senden hep sahip şeylerin tümünü alır; mutluluk seni yok eder. Istırap senin egonu besler ve mutluluksa basitçe egosuz olma halidir. Sorun budur, sorunun can alıcı noktası budur. Bu nedenle insanlara mutlu olmak çok zor gelir. Bu nedenle milyonlarca insan ıstırap içerisinde yaşamak zorundadır... Istırap içerisinde yaşamayı tercih eder. O sana çok, çok kristalize olmuş bir ego verir. Istırap içerisinde varsın. Mutluyken yoksun. Istırap içinde kristalleşme vardır; mutluluk içinde ise ışıldar hale gelirsin. Şayet bu anlaşılırsa her şey netleşir. Istırap seni özel kılar. Mutluluk evrensel bir olgudur, hiçbir özel tarafı yoktur. Ağaçlar mutludur ve hayvanlar mutludur ve kuşlar mutludur. Varoluşun tümü, insan hariç mutludur. Mutsuz olarak insan çok özel, sıra dışı olur. Istırap seni insanların ilgisini çekebilir hale getirir. Ne zaman perişan bir halde olursan sana ilgi gösterilir, sempati duyulur, sevilirsin. Herkes sana özen göstermeye başlar. Perişan olmuş birisine kim acı çektirmek ister? Kim kıskanır sefil birisini? Perişan haldeki birisine kim düşman olabilir? Bu çok ucuz bir şey olurdu. Perişan birisine özen gösterilir, sevilir, ilgi gösterilir. Mutsuzluğun çok büyük bir getirisi vardır. Eğer kadın mutsuz değilse kocası basitçe onu unutmaya başlar. Şayet kadın mutsuzsa koca onu göz ardı etmenin bedelini ödeyemez. Şayet baba mutsuzsa tüm aile, karısı, çocukları çevresindedir, onun için endişelidir; bu çok rahatlık verir. Kişi yalnız olmadığını, bir ailesi, dostları olduğunu düşünür. Hasta, depresyonda, ıstırap içinde olduğunda,
Neden şirk Allah’ ın affetmediği tek günahtır? - Çünkü şirk akideyi vurmadan önce ahlakı vurar! Niçin tüm zamanlarda “Şirk ehli pisliktir” (Tevbe 28) Bu ayeti yaşamayan bilmez! İnsanlar öyle şeyler yaşıyor ki söz bitiyor…Bu Nasıl bir şeydir diyorsunuz! İşte bu ayet geliyor o anda. Sözün bittiği anda “teşekkür ederim Allahım” diyorsunuz. Peki Kuran hakaret mi ediyor? Hayır. Kuran vasfediyor. Bir durumu tüm çıplaklığı ile dile getiriyor. Zira Şirk “Aklı iptal eder” (Yunus 100), “ya kula kul olur” (Ahzab 67), “veya “Kulu kul edinir” (Zuhruf 54) Özet: Ya firavun olur, ya firavun arar.Tüm ahlaksızlıklar kulluğu bölmekle başlar! Mustafa İSLAMOĞLU
İnsanlar “dayanabilme” eşiğinin kendilerini güçlü kıldığını zanneder. Oysa insanı güçlü kılan asıl şey “bırakabilme” eşiğidir. Murat Kandemir