Hülya Gençel

Hülya Gençel
@Bal_An_ne
Okudugumuz her satır insanın kendine açılan gizli bir kapısıdır. Ben o kapılardan geçmeyi, gördüklerimi paylaşmayı çok seviyorum…
Gururdan nasıl kurtulabiliriz? Krishnamurti: Şimdi, gururdan neden kurtulmak istiyorum. Önemli olan soru budur, nasıl kurtulacağım değil. Amaç ne, sebep ne, dürtü ne? Bana zarar verdiği, acı çektirdiği, ruhuma iyi gelmediği için mi gururdan arınmak istiyorum? Eğer dürtü buysa o zaman gururdan kendimi kurtarmaya uğraşmam bir başka gurur biçimi olur, değil mi? Bu durumda yine başarıyla ilgileneceğim. Gururun çok acı verici, ruhsal açıdan çirkin bir şey olduğunu fark edip ondan arınmalıyım derim. "Ben arınmalıyım" ifadesi "Ben başarılı olmalıyım" ifadesiyle aynı dürtüye sahiptir. Her iki durumda da "ben" önemlidir, arınma mücadelemin merkezidir o. O halde önemli olan, gururdan kurtulmak değil, "ben" i anlamaktır ve "ben" çok muğlaktır. Bu yıl bir şey ister, gelecek yıl başka bir şey. İstediği şey ona acı vermeye başladığında onu bırakıp başka bir şey ister. Öyleyse "ben" merkezi olduğu sürece kişinin gururlu ya da mütevazı olmasının pek bir önemi yoktur. Onlar sadece giyilecek farklı paltolardır. Bir palto hoşuma giderse onu giyerim ve gelecek yıl canım hangi paltoyu isterse onu giyerim. Anlamamız gereken husus, bu "ben" in nasıl varlık kazandığıdır. "Ben" çeşitli biçimlerdeki başarı duygusuyla varlık kazanır. Bu demek değil ki bir şeyler yapmamalısınız, ama bir şeyler yapma, başarma, gururdan kurtulma fikrinin anlaşılması gerekiyor. "Ben"in yapısını anlamanız lazım. Kendi düşüncelerinizin farkında olmalısınız; hizmetçinize, anne babanıza, öğretmeninize nasıl davrandığınızı gözlem-lemelisiniz; sizin üstünüzdekilere ve altınızdakilere, saygı duyduklarınıza ve hor gördüklerinize nasıl davrandığınızın bilincine varmalısınız. Bütün bunlar "ben"in hallerini açığa çıkarır. Ve "ben" in hallerini anladığınızda "ben" den kurtulursunuz. Önemli olan da budur, gururdan nasıl
Reklam
Soru: Affetmek gerçekten iyileştirici mi? Cevap: Affetmeyi tanımlayalım yoksa içi boş olur. Affetmek; mazur görmek ve hak vermek değildir. Affetmek; üzerinde herhangi bir etkisi ya da gücü olmasına müsaade etmeyecek duygusal olgunluğa gelmektedir. Aslında bir nevi kimi ciddiye alacağını seçme sanatıdır. Bu tanıma göre; evet iyileştiricidir. Deniz BOLSOY
Nuh Tufanı ve Nuh’ un Gemisi? Nuh Tufanı ve Nuh’ un Gemisi, temelinde bir alegoridir. Yani semboller üzerinden aktarılan hakikatler ve sırlar içeren anlatı. Bu mit, yaşanmış olaylara dair gerçeklikler içeriyor olsada hakiki mesaj sembollerin içinde ve birbiriyle ilişkilerinde ustaca gizlenmiştir ki nesiller boyunca aktarılsın ve bu yolda yürüyenlere denk geldiğinde açılsın… Yaklaşmakta olan fırtına? Kendi doğalarına uygun olmayan bir yaşamı yaşamaya devam etmelerinin zorunlu sonuçları…Yaşamın bir ritmi vardır. Bu dengenin olmadığı bir maddiyat ve hatta maneviyat, doğal olarak sahibini sıkıntıya sokar. Seçilen işler, yaşam tarzı, dengesiz beslenme, hırsın zehri gibi doğal olmayan her seçimi takiben, beden yoluyla beşere “Bu tür bir yaşamı desteklemiyorum” mesajı verilir. Bu mertebede Hz Nuh kimdir? Seni uyaran kimse odur. Yani ..bedenin bizzat kendisidir Nuh, öyle değil mi? -Varoluş insanla bedeni aracılığı ile konuşur sürekli. Nelerin tufanla, nelerin sakin limanla sonlanacağının işaretlerini verir sürekli. Ancak o kadar çok gürültü vardır ki yaşamında beşerin, bunları ya duymaz, ya duyar da bastırır, ya da duymazdan gelir. Ta ki nuh tufanına kadar….Genellikle geç olur. Bedenin sağlığı iyice bozulmaya başlar ve bedenin içinde boğulur nicesi…
GERÇEK OLMA RİSKİNİ AL Kendini geride tutmaya devam edersen hiçbir ilişki gerçekten büyüyemez. Kurnaz olursan, kendini güvenceye alıp korumaya devam edersen sadece kişilikler karşılaşır, gönüller yalnız kalmaya devam eder. Bu durumda sadece masken ilişki kurar, sen değil. Böyle bir şey olduğunda ilişkide dört kişi bulunur, iki değil. İki sahte kişi buluşmaya devam eder; iki gerçek kişinin arasında dünyalar kadar mesafe kalır. Risk vardır; sen gerçek olduğun zaman bu ilişkinin gerçekliği, hakikiliği anlayabilecek kapasitesinin olup olamayacağının, bu ilişkinin fırtınada ayakta kalabilecek kadar güçlü olup olamayacağının garantisi yoktur. Böyle bir risk bulunuyor ve bu yüzden insanlar çok, çok korunaklı davranıyor. Söylenmesi gerekenler söyleniyor, yapılması gerekenler yapılıyor; sevgi görev gibi bir şeye dönüşüyor. Ama gerçek aç kalmaya devam ediyor, özün beslenemiyor. Özün gün geçtikçe daha kederli bir hale geliyor. Kişiliğin yalanları öz için, ruh için çok ağır bir yüktür. Risk gerçekten var; hiçbir şeyin garantisi yok ama ben diyorum ki o riske girmeye değer. En kötü ihtimalle ilişki bozulur; en kötüsü. Ama ayrı ve gerçek olmak, sahte ve birlikte olmaktan daha iyidir çünkü başka türlü mutlu olamazsın. Huzur bulamazsın. Açlığın ve susuzluğun devam eder, sürünmeye devam edersin, bir mucize olmasını beklersin. Mucizenin olması için senin bir şey yapman gerekiyor, o da şu: Gerçek olmaya başla. İlişkinin belki yeterince güçlü olmaması ve buna dayanmayabileceği – bazen gerçeğe dayanmak zordur – riskine rağmen. Ama o zaman bu ilişki de sürdürülmeye değmez demektir. Bu sınavdan geçmesi gerekir. Osho