Hülya Gençel

Hülya Gençel
@Bal_An_ne
Okudugumuz her satır insanın kendine açılan gizli bir kapısıdır. Ben o kapılardan geçmeyi, gördüklerimi paylaşmayı çok seviyorum…
HZ ADEM VE HZ HAVVA Nisa Suresinin 1. Ayeti ve Zümer Suresinin 6.ayetinde “Nefsi Vahide” (ilk can, canlı) kavramı var. Bilgisayarın bir altsistemi vardır “1, 0” tabanlı sistemi ile genel bir yazılım oluşturulur. Bu uygulamadan bilgisayar tabanlı farklı teknolojik ürünler çıkarabilirsiniz. Nefsi vahideyi bu ana model gibi de düşünebiliriz. Zümer suresinin 6.ayetinde; “Sizi bir tek candan yarattı, sonra ondan eşini varetti. Sizin için sekiz çift (enam kelimesi hayvanla ilişkilendirilmez, insanlada ilişkilindirilir tür anlamındadır) indirdi (yarattı). Sizi annelerinizin karınlarında üç karanlık içinde bir yaratışın ardından başka yaratışa geçirerek yaratmaktadır. İşte bu Rabbiniz olan Allah'tır. Mülk O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl (gerçekten) döndürülüyorsunuz?)” Allah sizi ilk “CAN” dan yarattı”. “Halaka” demek zaten birşeyi birşeyden yaratmak demek. Ordaki “sizi” ifadesi herkesi içeriyor. Bu İfadenin en tepesinde ilk insan var, ilk insanlar var! Sonra o candan eşini yarattı. Ve sizin için canlılardan da 8 çift yarattı. O ayetteki “enam” kelimesine “hayvanlar” olarak çeviri veriliyor. İnsanla hiç ilişkilendirmiyorlar. Bu kelimenin “tür” anlamıda var. 8 tür yaratılıyor. Mehmet Okuyan (Youtube' da "İbret Aldın mı" Programından) Şiddetle tavsiye ediyorum!
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tasavvuf: Dinleri doğuran hakikat, yoldur. Şeytan: Nefsin bir niteliğidir. İnsan: Sıfatlarını değiştirebilen bir varlıktır. Rolünü değiştirebilen bir varlıktır. Kader, Çabaya aşıktır. Haram, Evrensel olarak insanı kendi özüne yürümekten perdeleyen eylemler, hareketler. Mushaf iki kapak arasındaki sayfalar. Kur’an’ ın kendisi gönülden gönüle aktarılan bir manadır. Kılıçtan keskin, kıldan ince köprü “yaşam”ın ta kendisidir.
Yazılan-çizilen her şeye, "bu benim kanaatlerimi pekiştiriyor mu, pekiştirmiyor mu" diye bakan bir zombi türü var. Aslolan ise, karşılaştığı her fikre "beni ne kadar sarsıyor, ne kadar kafa konforumu bozuyor, ne kadar yüzeysel kanaatlerimin üzerine ateş ediyor, beni yeni baştan düşünmeye sevkediyor" diye bakmaktır. Sürüden ayrılmak ve şahsiyet olmak böyle başlar... Özkan Yusuf Özburun
Bir şeyle çok karşılaştıkça ona karşı hassasiyetinizi kaybediyorsunuz. Değerli bir şeyle çok karşılaşınca değeri düşer mi?Neden alıştığınız güzellikleri, değerleri düşük olarak görüyorsunuz?Ayı, güneşi ömrünüzde bir kez görseydiniz nasıl bakardınız? Ama şimdi farketmiyorsunuz! Allah bu kadar cömert olunca sizin tavrınız farketmemek biçiminde mi gelişiyor? Mustafa İSLAMOĞLU
Yaşanmış bir olayın unutulmasını istemek anlamsız bir istektir. Zira unutmak iradi değildir. Kişi yaşadığı bir olayı unutmak istedikçe, zihin bu isteği kendine bir müdahale olarak algılar ve direnç gösterir. Daha çok akla gelir. Aynı şey konuşmak için de geçerlidir. Konuşmak bir ihtiyaçtır. Zihnin boşaldığı kanaldır. Zihin boşalmazsa, duygusal patlamalar olur. O yüzden önemlidir kişinin kendisini ifade edebilme özgürlüğünün olması. Ancak, konuşmak yetmez. Paylaşmak da gerekir. Kişinin bir odaya çekilip kendi kendine konuşması, onun zihnen boşalacağı anlamına gelmez. İnsan, paylaşarak konuşursa ruhen huzura erer, konuştuğu kişiye bağlanır… Bugün aile içinde yaşanan birçok sorun, bu üç temel ihtiyacın karşılanamıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Geçmişte yaşanmış ve fakat çözüme ulaşılmamış hatıraların varlığıdır aile içinde huzursuzlukların temel sebebi…Eşler, geçmiş ile ilgili hala çözümlenmemiş bir konuyu açtığında, “Sen hala unutmadın mı onu?” diye birbirlerine baskı yapıyorlarsa, bu baskı o evliliği mutlu kılmaz, eşi eşe karşı yabancılaştırır, soğutur…Eşler, çoğu defa problem yaşamak yerine, problemi görmezden gelmeyi bir marifet zannediyorlar. Hâlbuki mutsuz evlilikler, problemi olan değil, problemi çözemeyen evliliklerdir. Birçok evlilik, iletişim problemleri nedeni ile kahır yükü hâlinde devam eder de kimsecikler bilmez. Bir evliliğin kalitesi, o evlikteki iletişim kalitesi ile ölçülebilir. Konuşma özürlü olmadığı hâlde konuşamayan bir eşe sahip olmak, bunalım kaynağıdır. Konuşmayan eşi olan bir insan, çocuklarına hırçındır, yaşamda mutsuzdur…Kendisi ile konuşmayan eşi olan kişiler, kendi içlerinde konuşmaya başlar ki, bu o insan adına gerçek bir trajedidir. Eş, eşi ile konuşabildiği kadar evlidir. Ancak, konuşmak yetmez. Kişi konuştuklarının karşılık bulmasını