Lübnan’da doğmuş hayatının büyük kısmını Fransa’da geçirmiş olan Amin Maalouf’un dinler, kültürler, ve tarih hakkında kaleme aldığı bir eserdir. Okudukça özellikle de Ortadoğu üzerine bir çok bilgiye sahip olacağımız bir yapıt. Bana göre “Avrupa için başka, Afrika, Asya ya da İslam alemi için başka insan hakları yoktur. Yeryüzündeki hiçbir halk kölelik, despotluk, zorbalık, cahillik, karanlıkçılık için ya da kadınların köle olması için yaratılmamıştır. Bu temel gerçeklik ne zaman yadsınsa, insanlığa ihanet edilmiş olur, kendine ihanet edilmiş olur.” yazısı kitabı özetleyecek bir yazıdır.
Amin Maalouf, Ortadoğu’nun karışıklığından esinlenerek yaşananları başarılı bir şekilde hikayeleştirmiştir. Tsargo, kardeşi Refka işe birlikte yaşayan Adriana’yı beğenmekte ve onunla birlikte olmak istemektedir. Adriana ise bu durumdan hoşnut değildir. Bir gün sarhoş olan Tsargo tarafından Adriana tecavüze uğrar bunun sonucunda hamile kalır. Adriana önce bu çocuğu istemez sonrasında ise doğurmaya karar verir. Adriana’nında dediği gibi:
“Kim bu içimde taşıdığım yaratık?
Kim bu beslediğim vardık?
Çocuğum Habil mi olacak, Kabil mi?”
Oğlu Yonas dünyaya gelir. Yonas annesine benzemektedir. Yonas büyüyünce annesinin başına gelenleri öğrenir. Babası olacak Tsargo’yu öldürmeye karar verir.Ancak Adriana: “ O adam ölmeyi hak ediyordu, ama sen, oğlum, öldürmeyi hak etmiyordun” diyerek buna engel olur
Adriana MaterAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20181,664 okunma