Ahh! Bu kadar samimi, içten bir kitabın böyle bir sonla bitebileceğini kırk yıl düşünsem tahmin bile edemezdim.
Karakterlerin her birinin bir şahsiyet olarak ele alınması, yaşam hikayeleri ele alınarak onlara böyle bir öyküde bu kadar değer verilmesi beni o kadar çok içine çekti ki...
Yönetmenin "STOP!" diye bağırmasını ancak 2-3 sahife sonra anlayabildim. Belki de yönetmenin (yazarın) dediği gibi biz "filmde" sadece kendi görmek istediklerimizi gördüğümüz için Mavi Kuş'un hiçbir zaman hayal olmamasını istedik. Bu karakterler (Kenan'ın delilikleri, Seyfi'nin saflıkları, Doktor'un aymazlıkları, Ağa'nın hovardalıkları ve diğerleri), bu içtenlik bir kurgu olamaz dedik. Şimdi, yazara kitabı bu şekilde sonlandırdığı için biraz sitem ederek ama yine sonda ustalıkla yaptığı yönetmen konuşmasının hatrına bütün bunları affediyorum.