Bugün İslam dünyasında muhafazakâr anlayışın ana akımını, hepsi bunlardan ibaret olmasa da, hoca ve şeyhler oluşturur. İslam'ın yorumlanmasında kendilerini tekel kılacak özel bir sınıf şeklinde organizesi olan hoca ve şeyhler, İslam'da ruhbanlığın olmamasına ilişkin kesin tavra rağmen kendilerini Kur'an ve insan arasındaki aracı konumuna yerleştirirler. Tıpkı rahipler gibi onlar da ilahiyatçı ve ilahiyatçılar olarak da kaçınılmaz bir şekilde dogmacıdırlar. Onların düşüncesine göre bir defa ve ilahiyane indirilen din, bir defa ve ilahiyane yorumlandığına göre, en iyisi her şeyi bin küsur yıl önce tanımlandığı şekliyle muhafaza etmektir. Dogmacılara ait bu kaçınılmaz mantık nedeniyle ilahiyatçılar, yeni olan her şeyin azılı düşmanları haline geliyorlar. Kur'an'i umdelerin dünyanın gelişmesiyle ortaya çıkan ve her geçen gün yenilenen durumlara tatbik edilebilmesi için şeriatın da kanunen inşasına devam edilmesi, dinin bütünlüğüne bir saldırı kabul ediliyor. Belki bunda İslam'a olan aşk söz konusu olabilir. Fakat kıt ve gerici insanlara has bu aşkın ölümcül sarılışı, halen nefes alan İslami düşünceyi neredeyse boğmuştur.