Yıl 2004. Hapse girdiğinde 15 yaşında olan Pero, on yıl sonra tahliye edilmiştir. Babasının gırtlak kanseri olduğunu öğrenip memleketine, Batman'a, dönmek üzere çıktığı yolda ona geçmişi eşlik eder. Küçük yaşta kaybedip hiç tanımadığı annesi, evlatlık verilen abi ve ablası, onu insan yerine koymayan babasının karısı, kardeşleri, aynı avluya bakan evlerde oturan komşuları, ordan oraya savrulup bir yerlere ait olamaması, hapishanede yaşadığı ve şahit olduğu işkenceler, dillendirilmeyen özürler... Hikayenin arka fonunda ise ihtilal yıllarının gerginliği, endişeleri, korkuları yer alıyor. Pero bize 25 yılına sığdırdıklarını anlatıyor. Ve on yıl içinde ülkenin geçirdiği değişimi.
Yazardan okuduğum ilk kitapta kalemine hayran kaldım. Hem hikayesi hem anlatımı o kadar akıcı ki, elimden bırakmak istemedim kitabı. Duygularını okura aktarmakta çok başarılı. Okurken aynı yıllarda çocukluğunu yaşamış biri olarak ne kadar farklı hayatlar sürmüşüz Pero ile dedim. Ki ucundan kıyısından o dönemlerde babamın görevi nedeniyle yakın yerlerde olmamıza rağmen. Kaleminiz daim olsun Mehtap Hanım. Lütfen çokça yazın ve biz hep okuyalım
"... Çünkü anıların da kendi zamanı vardır. Unutmanın bir zamanı, hatırlamanın bir zamanı, sonra o zamanın da anıya dönüştüğü bir başka zaman... Ve sonra hiçbir şeyin kalmadığı bir zaman..."
Anlatıcı yazar kitabı için malzeme toplamak üzere 2012 yılının kışında babasının bir zamanlar esir tutulduğu Japonya'daki Ohama esir kampına gidiyor. Burada kendisine bir zamanlar kampta gardiyanlık yapmış olan Bay Sato ve 'artık affetmenin zamanı geldi' mesajını dünyaya yaymak amacıyla çağırılmadığı halde gelen gazeteciler eşlik ediyor. Anlatıcının İkinci Dünya Savaşı'nda esir düşen babası, şimdilerde doksanlı yaşlarındadır. Ve yıllar önce on binlerce kişinin yok olmasına yol açan atom bombasının Hiroşima'ya atılması, onun kamptan kurtuluşu olmuştur. Hem sevilen hem yalnız, hem gösterişli hem hasta, hem sıcakkanlı hem mesafeli, hep sorgulayan bir gülümsemeye sahip bir baba, her işin üstesinden gelen, becerikli, eğlenceli bir anne, beş kardeşin yanısıra bir de geçmişi baskalaştırıp anlatan felçli büyükanne eşlik eder anlatıcının büyüme yolculuğuna. 21 yaşına geldiği vakit geçirdiği ölümcül kaza ise bir nevi hayatının dönüm noktası olur.
Kurgu dışı kategoride ödül layık görülen ne şahane bir kitap okudum ben böyle. Anı, otobiyografik kurgu, tarihin harmanlandığı, savaş, soykırım, çekilen zorluklar ve acılara dair hafızanın başrolde olduğu şahane bir metin. Atom bombasının mucidi Einstein mı sanıyorsunuz? H.G. Wells'in Hiroşima'dan otuz yıl önceki kurmaca eserini araştırmanızı tavsiye ederim...