İnançlı kişiler olarak amma da ekip oluşturduk, diye geçirdi içinden Susan. Kitaplarla kafayı bozmuş yaşlı bir öğretmen, çocukluk kabuslarını saplantı haline getirmiş bir yazar, korku filmleri ve dergileriyle vampir efsaneleri konusunda lisans yapmış bir oğlan çocuğu... Ve ben? Gerçekten inanıyor muyum buna? Paranoyak fanteziler bulaşıcı mı oluyor?
... Aşk, huzur, rahatlık, ölçüsüz bir sadet: Cennet Bahçesi'ndeki hayat böyleydi. Yaşamak büyük bir keyifti. Acı yoktu, bitkinlik yoktu, zamanın uçup gittiğini gösteren fiziksel belirtilerin hiçbiri yoktu; hastalık, ihtimam, hüzün; dışarıda vardı belki böyle şeyler, ama Cennet Bahçesi'nde yoktu. Burada kendilerine yer bulamazlardı, hiç gelmediler buraya. Tüm günler birbirinin aynıydı ve hepsi de mest edici birer düştü adeta.
Ah, altın Gençlik! Ah, bu yorucu hayattaki tek kıymetli şey, sahip olduğumuzda ne kadar az değer veriyoruz sana ve seni kaybettiğimizde nasıl da yas tutuyoruz!