"Hayatımda değilsin ki farkını anlayayım.Sorun oydu zaten.Aklın hep," ellerini kaldırdı,parmaklarını oynattı.."baska yerdeydi.Benle değildi.Git madem .Sensiz daha az yalnızım ben zaten."
Sessizliğin Yanıtı normalde akıp gidecek bir kitap ama daha yavaş yavaş, özümseyerek okumak istedim. Altını çizerek okudum, okurken altını çizdim bazen mütemadiyen..
"İçinde ip, tırmanış kramponları, uyku tulumu, çadır, hatta kancalar, ağır bir çanta bu ve dağcıyla kim karşılaşırsa edineceği ilk izlenim elinde buz kazması kuvvetli adımlarla ilerleyen bu adamın büyük bir gayesinin olduğu. Fakat karşısına kimsenin çıktığı yok."
Hazırlık var, kararlılık var, bekleyiş var; beklerken insanın dönüşümü ve bunu gözlemlemek var... Hayat kadar gerçek.
Evet, kimsenin çıktığı yok hayatta da. Hazırlık bazen bir ömür sürebiliyor.
Ne hissediyorum?? Zihnim basbayağı dolu Bay Auster sağ olsun :) Bir hayat ama dört kez yazmış, her seferinde de dört ayrı yerden tutmuş o biricik hayatı. Hani bazen “şöyle yapsaydım nasıl olurdu” deriz ya, işte düşüncenin kağıda dökülmüş hali bana göre. Öyle su gibi de akmıyor, hani yoğun mesai isteyen bir kitap. Öyle ki araya kitap almaktan çekinip aynı başında başlayıp bitirdiğim ilk kitap
Kitaptaki bazı boşluklar canımı yaktı
Bittiğinde…
Hayat dediğin giriş gelişme sonuç bilinen bir şey değil, ihtimallerle dolu bir yumak gibi diye çokça düşündürdü. Bir sürü kapı, hangisinden geçersen yolun o kapının ardı sıra misal, seçimlerimizi yaşıyoruz hissi verdi..
Bay Auster, 4 3 2 1 ile olasılıkları öyle güzel konuşturmuş ki.. Her olasılığın kalbi ve her kalbin sesi… İyi ki dediğim bir kitap...
Bangır bangır ferdi çalıyordu anneler temizlik yaparken..
Mahir Ünsal Eriş’in kaleminden çıkan bu kitap, 80’ler 90’lar Türkiyesi’nin kasabalarında geçen gündelik hayatı sıcacık, samimi ve yalın bir dille anlatan öykülerden oluşuyor.
Her bir öykü farklı karakterlerin gözünden insanların iç çatışmalarını, yoksunluklarını ve küçücük mutluluklarını taşıyor. Atmosferi öylesine tanıdık ki kitaptaki karakterleri “bizim mahallede de var böyle biri” diyecek kadar gerçek.
Yazar bir yandan gülümseten bir yandan iç sızlatan bu öykülerle okuyucuyu eski zamanlara yolculuğa çıkarıyor. Okurken bir an durup kendi çocukluğuma o mutfaktan gelen ferdiye kulak verdim. Bazı kitaplar sadece anlatmaz, hatırlatır da...