Parmenides'ten sonra, çokluk ve çeşitlilik arzeden bu evrenin ilkel bir birlikten çıktığını dile getirecek herhangi bir felsefenin öne sürülmesi olanaksız hale geldi. Parmenides İyonya tipi bir özdeksel birciliğe öldürücü bir darbe indirmişti. Buna ilk tepki, görünüşler dünyasını, her ne pahasına olursa olsun, kurtarmak oldu. İnsanların sağduyusu Parmenides'e başkaldırdı, ve gördüğümüz ve dokunabildiğimiz tanıdık şeylerin gerçek olması gerektiğini söyledi. Bu sağduyu inancının bundan böyle bir temel birlik inancıyla birleştirilmesi olanaksız olduğundan, onlar Parmenides'in öncülünün, gerçekliğin özü gereği bir olduğunu söyleyen, bu parçasına karşı çıktılar. Bu nedenle, Parmenides'in hemen ardından gelen filozoflar çokcu (pluralist) idiler. Tüm Yunan düşünürlerinin en büyüğü olan Platon'a gelinceye dek, taşların, bitkilerin ve hayvanların değişen dünyasına sözde -—ya da yarı— gerçeklikten daha fazlasını yüklemeyi kabul etmeyen ve gerçekliği ve birliği, uzay ve zamanın ötesindeki bir dünyada arayan birine rastlamıyoruz.