Serenity

Serenity
ʜAʏAᴛ ʙEɴ sEɴIɴ ᴅEğIʟ, SᴇN BᴇNɪM Iᴄ̧IᴍDᴇSɪN. BᴇN NᴇFᴇS AʟIʀSᴀM SᴇN YᴀŞᴀRsIɴ﹗
Emperyalizmin en temel ayırt edici özelliği sömüreceği ülkenin "sağlıklı" olmasıydı! Yaptığı aslında "misyonerlik" idi ama bunu "bilimsel tıp" (seküler misyonerlik) diye yutturdu! İlk hedefleri arasında İtalya, Fransa, Venezuela, Meksika, Porto Riko dahil olmak üzere Avrupa, Latin Amerika ve Karayip-ler ile Osmanlı da vardı! Yoksa "meslekleri" insanoğlunun sağlığı gibi ulvi bir amaç değildi. O dönemler Batı sömürgeciliği aşağılık yöntemleri hayata geçiriyordu; ne sağlığı! Para için yapmadıkları sömürü, soykırım, kıyım kalmadı.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Rockefeller için sağlık, "verimlilik" demekti. Sadece kendi ülke gücü için değil... Emperyalist kuvvet haline gelen ve sınır ötesine gözünü diken ABD/Rockefeller, bir önceki sömürgeciler gibi "medeniyeti" sağlık üzerinden götürecekti.
Dünyayı "sağlıklı" yapmaya çalışan Rockefeller diğer yanda işçilerini sömürmeye devam etti. Gazeteci Sinclair, Colorado'nun kömür alanlarına üç gezi yaptı; kömür grevlerini ve ardından gelen Ludlow katliamını yazdı: King Coal. Katliamı Rockefeller şirketi Colorado Fuel & Iron'ın tuttuğu silahlı kişiler yaptı. On biri çocuk, dördü kadın 25 kişiyi öldürdüler. Sinclair 1914 yılında New York'taki Standard Oil ofisi önünde Rockefeller'a karşı yapılan gösterileri organize etti.
Sağlıksız ceninleri ayırıp, sağlıklı ceninler yetiştirmenin yollarını arayan, bilimselliği tartışmalı akım "Ojeni" konusunu Saklı Seçilmişler kitabımda ayrıntılı yazdığım için bu konuyu -tekrara düşmemek için- geçiyorum... Gerek Rockefeller ve gerekse Carnegie (diğer Amerikalı zenginler; Vanderbilt, Osborn, Harriman, Whitney, Dodge, Pyne, Baker, Mills, Schiff vs.) sıkı bir öjeni destekçisi olup Nazilere bile destek verdiler! Onlara göre, anormal insan hastaydı, sakattı ve sistem için gereksizdi! Kapitalizmin yararına hizmet edecek şartlara sahip değildi. Bu nedenle de ya hastane odalanna kapatılmalı ya da denetim altında tutulmalıydı. Flexner şöyle diyordu. "Mecburen bir arada yaşamak zorunda kaldığımız 'zencileri' iyileştirmezsek, hastalığı bize bulaştırırlar!" Onlara göre, yoksullar, deliler, suçlular yararsız hastalardır; bir yere "kapatılmaları" -ki aslında söyleyemedikleri "yok edilmeleri"- gerekir! "İnsan ırkının ıslahı" Rockefeller ve arkadaşlarına Yunan-Roma'dan "miras" idi... 20. yüzyılda Almanya'dan önce İngiltere ve ABD'de hortladı bu anlayış! Batı medeniyetinin bu tür içyüzleri pek anlatılmaz.
Batı felsefesinin temelini atan Rene Descartes'ın zihin ve beden arasında yaptığı sert ayrım, doktorları beden üzerinde yoğunlaşmaya ve hastalığın psikolojik, toplumsal ve çevresel boyutlarını ihmal etmeye yöneltti.