Baran

Baran
Pratikten yalıtılmış düşüncenin gerçekliği ya da gerçeksizliği konusundaki tartışma, tamamıyla skolastik bir sorundur. Feurbach üzerine II. Tez
Bütün toplumlar da (ki burada çürüme yerine çözülme sözcüğü daha uygun olur) aynı akıbeti yaşayacaktır. Diyalektik bu noktada bizi halihazırda ne tür değişimlerin ortaya çıktığını, ileride ne tür değişimlerin ortaya çıkabileceğini sorgulamaya iter. Bertolt Brecht’in de belirttiği gibi diyalektik devrimcidir, çünkü bize etkin eylemi mümkün kılacak tarzda sorular sordurur
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Burjuva ideolojisi mesaisinin büyük bir bölümünü çelişkileri yadsımaya, gizlemeye ve bunu yapamadığı durumlarda da çarpıtmaya harcar. Fakat kasıtlı bir umursamazlık veya sınıfsal çıkara dayalı siyaset bu pratiklerin ancak küçük bir bölümünü açıklayabilir
sermayeyi bir süreç olarak soyutlamakla Marx, ilkel birikimi, birikimi ve sermayenin yoğunlaşmasını yani bir bütün olarak onun gerçek tarihini, sermayenin ne olduğunun bir parçası olarak alır. Onu bir İlişki* olarak soyutlarken de sermayenin emekle, kapitalistlerle ve işçilerle, ya da onun ortaya çıkışına ve işleyişine katkıda bulunan diğer bütün şeylerle olan gerçek bağlarını onun yapıcı unsurları başlığı altında inceler. Marx’ın kapitalizmi düşünürken ve incelerken kullandığı tüm birimler hem bir süreç hem de ilişki olarak soyutlanmıştır.
Sayfa 32
Diyalektik daha ziyade hayatımızda ortaya çıkabilecek olası bütün önemli değişim ve etkileşimleri gözümüzün önüne seren bir düşünme biçimidir. İncelemeye çalıştığımız gerçekliğe ait öğeleri nasıl düzene sokacağımızı, bu gerçekliğe ilişkin elde edilen çıkarımları genellikle diyalektik bir şekilde düşünmeyen diğer insanlara nasıl aktaracağımızı gösteren bir kılavuzdur.
Kapitalizmde varoluşun parçalanmışlığı ve buna mukabil toplumsallaşmanın tek yönlü ve parçalı yapısı ona tabi olan insanları daha çok hayatlarına dahil olan bir kişi, bir yer, bir iş gibi özel hususlara odaklanmaya yönelterek onların bu tikelliklerin birbirleriyle ilişki içinde nasıl var olduklarını görmelerini engellemiş ve böylelikle de aslında bu ilişkilerden doğan sınıf, sınıf mücadelesi, yabancılaşma vb. gibi herkesi bağlayan sabitleri göz ardı etmelerine neden olmuştur. Şu son dönemlerde de sosyal bilimler, insana dair bütüncül bilgiyi parçalarına ayırıp bunları birbirlerinden yalıtık uzmanlık alanlarına, her birisi kendine has bir dile sahip disiplinlerin dar alanına sıkıştırmak ve üzerlerinde istatistiksel manipülasyon yapmanın mümkün olduğu yaşamın bu küçük alanlarına odaklanmak suretiyle bu eğilimi daha da pekiştirmiştir.