Baran

Baran
Pratikten yalıtılmış düşüncenin gerçekliği ya da gerçeksizliği konusundaki tartışma, tamamıyla skolastik bir sorundur. Feurbach üzerine II. Tez
Anayasaya göre egemenlik aygıtı olan Meclise bile haber vermeden, önceden kurgulanmış bir şekilde toplatılan İzmir İktisat Kongresi üzerinden kapitalist yoldan gidileceği kararı ilan edilir. Her vesileyle muhalefet (ve genel olarak Meclis) bilgi ve kararlara katılım yoksunu bırakılır
Reklam
Lozan'daki görüşmelerde hiçbir temel konuda ilerleme sağlanamaması karşısında bir mutabakat üretme arayışındaki Mustafa Kemal, izlenecek ekonomi politikaya ilişkin İngiltere'nin kaygısını gidermeye yönelik palas pandıras bir İzmir İktisat Kongresi toplama hazırlıkları başlatır. Bu kapsamda, o ana kadar saltanat rejimi ve emperyalistlerle saf tutmuş olan İstanbul'un Müslüman tüccarlarına belirleyici rol verilecek ve bu kongre üzerinden, Türkiye'nin kapitalist yoldan ilerleyeceği taahhüdünün dünyaya ilan edilmesi sağlanacaktı. Düşünün ki Ali Kemal linç ettirilecek, ama siyasetçi Ali Kemal'in sermayedar versiyonları, İstanbul'dan getirtilip yeni rejimin yeni egemeni kılınarak ve onlar üzerinden İngiltere'ye selam gönderilecekti. Bu beklenmedik kongre ile gerçekte, kapitalist-emperyalist dünyaya, Sovyetler ile değil kendileriyle birlikte olunacağı güveni verilerek, Lozan'daki tıkanmayı aşma imkanı için bir yol temizliği yapılıyordu.
Birinci Meclis, daha kuruluşundan itibaren, 1 ) "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" diyen bir anayasayı gerçekleştirecek kadar cumhuriyetçiliğe, 2) (Cumhuriyet ilanı sırasında İkinci Meclis tarafından eklenene kadar) devlete din biçme gereği duymayacak kadar laikliğe ve 3) memleketin sınıfsal, kimliksel ve siyasal farklılıklarını meşruiyetinin dokunulmaz bir hak yapacak kadar demokrasiye ve 4) yerel yönetim özerkliğini taahhüt edecek denli doğrudan demokrasiye ve unutmayalım, 5) bir komünisti içişleri bakanı seçebilecek kadar sosyal devlete de açık bir meclisti.
nesnel bir kavrayış için özellikle yinelenmesi gereken iki öge karşısındayız: 1 ) Saltanatın kaldırılması kararı, iddiaların aksine saltanat karşıtı bir siyasal programdan hareketle değil, aksine İngiltere'nin Lozan'a gelecek heyeti ikileştirme oyununu engellemek ve iktidarı İstanbul ile paylaşmamak gibi tamamen pratik bir nedenle gerçekleşecekti. 2) İkinci Grup'un sözcülerinin saltanata karşı çok daha erken zamanlarda bayrak açmasına karşın, Mustafa Kemal'in adımları, ancak koşulların olgunlaşmasını takip edecek ve iktidarın tekliğini geliştirmeye yönelik taktik yönelimlerle şekillenecekti. Durum buyken söz konusu bu devrimci değişimi salt Mustafa Kemale atfederek anlatıp, buradan yeni bir kişisel iktidar ve ona minnet yüklü bir ülke üretilmeye çalışılması, toplumsal özgürleşme ve yurttaşlaşmayı değil, modern tebaalık formunu üretecekti.
İşin doğrusu nasıl ki Yunan ordusu kontrolsüz yayılmasıyla kendini yenilgiye mahkum ettiyse Vahdeddin de, BMM Hükümeti'ni kabul ve kendine bağlama fırsatını tepmekle kendi saltanatının devamını imkansızlaştıracağı bir sürece girecekti!