Baran

Baran
Pratikten yalıtılmış düşüncenin gerçekliği ya da gerçeksizliği konusundaki tartışma, tamamıyla skolastik bir sorundur. Feurbach üzerine II. Tez
Sovyetler Birliği'nin geniş çaplı manevi başarıları, büyük oranda korkunun ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Kapitalist bir ülkede korku işçilerin hiç aklından çıkmaz. İşten çıkarılma korkusu, ka pının hemen önünde duran bin kadar işsiz adamın işini elinden kapmaya can atmasının verdiği korku, bir insanın ruhunu yaralar ve itaatkarlığı besler. İşsiz kalma korkusu, ekonomik kriz korkusu, ticari çöküntü korkusu, hastalık korkusu, yoksulluk içinde bir yaşlılık korkusu işçinin zihninde ezici bir ağırlık oluşturur. Onunla felaket arasında, sadece birkaç haftalık ücreti durur. Elinde bir kenara ayırdığı bir şeyler yoktur. Sovyetler Birliği'ne giden bir ziyaretçiyi işte en kuvvetli biçimde bu korkunun yokluğu çarpar. Bir çocuk doğduğunda onun bakı mıyla ilgili korkular Sovyet ana babaların belini bükmez. Doktor masraflarından, okul ücretlerinden ya da üniversite ücretlerinden korkmak diye bir şey yoktur. Az çalışma ya da fazla çalışma korku su yoktur. Kimsenin işsiz olmadığı bir ülkede ücretlerin düşürül mesi korkusu da yoktur. Bir işe gereksinim duyulduğu müddet çe, iş herkese açıktır. Sovyetler Birliği'nde işçilere talep vardır ve ücretler yükselir.
Reklam
İşsizliği sonlandırmak çok önemli bir atılımdı. Bireyin üret ken istihdama katılma hakkı, 1948'de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi tarafından kabul edilmiştir; ama ge lin görün ki, ücretler üzerinde aşağı doğru basınç uygulamak için bir işsiz emekçiler havuzunun (Marx'ın deyişiyle "yedek sanayi ordusu"nun) varlığını dayatan kapitalizmin egemenliği altında, bu türden bir hakkı garanti altına almak neredeyse imkansızdır. Buna karşılık, emeğin ürünlerine sermaye sınıfı tarafından el konması yerine bunların halka üleştirildiği sosyalist bir sistemde, işsizliğin mevcudiyeti, kaynakların korkunç bir israfıdır. Böylece Sovyetler Birliği, uzun dönemli işsizliği ortadan kaldıran ilk modern sana yi ekonomisi olmuştur. Bunun halkın refahı üzerindeki sonuçları muazzamdır; ne de olsa işsizlik, geniş ölçüde, kapitalist dünyanın bir numaralı sosyo-ekonomik sorunu olarak kabul edilmektedir.
Bütünüyle bakıldığında, 1940-1980 döneminde Sovyet fabrika işçileri ile büro çalışanlarının reel ücretleri 3.7 katlık bir artış göstermiştir. Buna karşılık, bütün ABD çalışanlarının reel ücretlerinin 1970'ler boyunca ve 1980'lerin ilk döneminde yılda aşağı yukarı % 1 oranında düştüğü görülür." Ayrıca, Sovyetler Birliği'nde temel gıda ürünleri, barınma ve ulaşımda büyük oranda maddi destek sağlanmıştır. Barınma, ulaşım ve ilaçta taban maliyetleri, aile gelirinin yaklaşık %15'i olacak şekil de ayarlanmıştır, ABD' de ise bu oran %50' dir. Eğitim, bütün seviyelerde -anaokulundan yüksek lisansa dek- ücretsizdi.
Sovyetler Birliği'nin başarılarını değerlendirirken, ne derece düşük bir seviyeden yola koyulduğunu göz önünde bulundurmak önemlidir. Devrim öncesi Rusya'yı niteleyen özellikler, geniş çap lı açlık, şiddetli bir otoriter rejim, korkunç düzeyde eşitsizlik, her yere nüfuz etmiş bir ırkçılık, bütün suçu Yahudilere yükleyen bir anti-semitizm ve acımasız sömürüdür. İşçi ve köylüler, temel eği tim alma hakkından bile yoksundu. Müflis durumdaki çarlık re jimi (ve dahası, Şubat 1917 devriminden sonra kurulan geçici hü kümet), sömürgeci yayılma uğruna, milyonlarca sıradan insanın hayatının feda edilmesini hiçe saymıştır. Batı akademisindeki eğilim, Sovyet işçilerinin payına düşeni, 21. yüzyıl Kuzey Amerikasındaki orta sınıfla karşılaştırmak yö nündedir. Çarlık Rusyası'nın koşulları, çok daha anlamlı bir refe rans çerçevesi sunmaktadır.
Sosyalizm, kapitalist dünyanın en kötü ve baş edilemez toplumsal sorunu olan işsizlik sorununu temelli sonlandırmıştır. Sosyalist topluluğun ülkeleri, bütün bir nüfusa uzanan geniş kapsamlı sosyal güvence programlarını devreye sokmuş, ücretsiz sağlık ve eği tim hizmeti sağlamış; barınmayı, herkesin yararlanabileceği bir çok ekonomik hak ve toplumsal destekle birlikte garantiye almış
Reklam