Baran

Baran
Pratikten yalıtılmış düşüncenin gerçekliği ya da gerçeksizliği konusundaki tartışma, tamamıyla skolastik bir sorundur. Feurbach üzerine II. Tez
Gramsci de Zetkin gibi, faşizmin “işçi sınıfının bir pasiflik dönemine girmesini bekleyip sonra üzerine çullandığını” söyler. Faşizm işçi sınıfı örgütlenmesini hedef almıştır: “‘yaptıklarından’ ötürü değil, ne ‘olduğundan’ ötürü”; yani memnuniyetsiz kitlelere örgütlü bir hareket biçimini kazandırabilmesinden ötürü.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitlesel faşist hareketlerin tabanlarını küçük burjuva ve orta sınıflar oluşturur. Tekelci kapitalizmde ekonomik güvencesizliğin yoğunlaşması ve proletarya düzeyine inme tehdidi, bu sınıfları faşist demagojinin sözde kapitalizm karşıtlığına ve proletaryaya yönelik gerçek saldırısına karşı savunmasız kılar. Ancak bu toplumsal taban burjuvazi ve proletarya arasında salınmaktadır ve proletarya tarafından bir müttefik olarak da kazanılabilir.
Faşizm, burjuva devrimlerle kazanılmış tüm burjuva demokratik hakları ve özgürlükleri yıkıma uğrattığı için de karşı-devrimcidir.
Faşizm işçi sınıfının örgütlenişine saldırır ve onu mücadeleyle kazanılmış siyasi ve ekonomik haklarının yanı sıra çıkarlarını ifade ve temsil edecek araçlardan da mahrum bırakır.
Faşizmin ortaya çıkışının önkoşulu kapitalizmin serbest rekabet aşamasından içkin bir emperyalist nitelik taşıyan tekelci kapitalizm aşamasına geçişidir. Birinci Dünya Savaşı’nda açığa çıkan kapitalist çelişkilerin fazlasıyla şiddetlenmesi ve bir ülkede kapitalizmi yenilgiye uğratan Ekim Devrimi’nin zaferi, “kapitalizmin genel krizini” doğurmuştur. Bu bağlamda, faşist eğilimler uluslararası bir olgu olarak ortaya çıkmıştır.