Hasan-Ali Yücel'in üstün bir biçimiyle yerine getirdiği, yakın zamanda ise insanların yalnızca bu görevi işgal ettiği maarif vekilliği görevi, o dönemlerde şüphesiz Hasan-Ali Yücel'den daha iyisine verilemezdi. O aklın ve bilimin yolundan ilerlemeyi kendisine ideal bellemiş, dogmacılara ve gericilere de yer vermemiştir. Ona göre pozitif bilimler yalnızca okullarda öğretilen bir şey değil, memlekette hayatın dayanağı olmalıydı.
Hasan-Ali Yücel, Atatürk'ü ve fikirlerini en iyi anlayan kişilerin başlarındaydı hemen hemen. Milli Şef ile silah arkadaşları gibi omuz omuza olduğu tek an Ata'nın ölüm töreni olsa da fikirleri, idealleri ve memleket için amaçları her zaman omuz omuza olmuştur. Hasan-Ali Yücel'in 1930'ların sonu ile 1940'ların başları arasında - bu dönem ayrıca Yücel'in 7 yıl, 7 ay ve 7 gün süren görevinin ve Türk aydınlanmasının dönemiydi ki zaten bu dönemin ardından gelecek olan şey cehaletti- yaptığı icraatler de bu fikirlerin pratikte yansımalarıydı. Çeviri Etkinlikleri, Köy Enstitüleri ve daha nice fikir... Köydeki ve şehir/kasabadaki öğrencilerin eğitime ulaşma oranında bulunan ters orantıyı düzeltme çabaları ve bu kısacık incelemede sayamayacağım niceleri...
O bir maarif vekili, tarihçi, musikişinas, edebiyatçı, eğitimci, gazeteci, felsefeci, gerçek bir entelektüel ve devlet adamıydı. Saymamış olduğum daha birçok vasfı vardır elbette...
Uzun lafın kısası C. Şengör, bizlere elinden geldiğince Yücel'i, yaptıklarını, fikirlerini ve bilim hakkındaki bizlerin kitapla ilgili bilmemiz gerekenleri bildirmiştir.
Kitap ile ilgili küçük problem yukarılarda da bahsi geçen çeviri ve köyler ile yapılan icraatler hakkındadır. Bu kısımların biraz daha uzun olması beni oldukça mutlu ederdi lakin yine de oldukça güzel bulduğum bir çalışma. Ha, geçmeden söyleleyim