Bismillahirrahmanirrahim
Evet Kudüs; ilk kıble, Miracın nişanesi, namazın habercisi Kudüs.
Özellikle her Ramazan-ı Şerif'te ve haricinde yaralanan, İslam'ın ve bütün inananların yarası Kudüs.
Birkaç kelam edeyim istedim meseleye dair. Okunur mu, okunmaz mı demeden dertleşeyim.
Dinler tarihine şöyle bir göz atsak sanırım daha fazla uğruna kan dökülen, daha uzun çatışmalara sahne olan bir toprak bir belde göremeyiz. Haçlıların yahudilerin ve dahi islam olanların bu beldenin mukkadesatı ile ilgili hem fikir olmalarından olsa gerek, her yüzyılda Kudüs'te savaştan ve ölümlerden sesler duymak mümkün. Ceddimiz uzun bir süre barışı ve huzuru sağlamış olsa da yıllar içerisinde yapılan hatalar, bizi bugüne düçar etmiş. İki rekat namazı çok görenlerin esareti altında yıllar kaybetmiş Kudüs.
Peki nedir çaremiz? Nasıl yeniden gelir barış ve huzur, Nasıl anlaşılır İslamın gür sadası. Ve belki isteyerek belki korkarak nasıl yeniden bırakırlar Kudüs'ü bize? İman edenlere...
Açıkçası, bu halimizden sokaklarımızın camilerimizin ahvalinden yola çıkarsak. Ticaretimizden, sosyal yaşantımızdan, karı-koca ilişkilerimizden, çocuklarımızı yetiştirme biçimimize, şöyle bir halimize bakarsak, değil Kudüs'ün bu hali Medine'de Mekke'de var olan sükunet ve rahatı bile kendimize çok görmemiz gerekir. Elhamdülillah ki Allah(c.c) bu noktada gazabıyla değil de rahmetiyle muamele ediyor diye şükretmemiz iktiza eder.
Depremler, darbeler, seller ve bütün bu ibret dolu hadiseleri değerlendirme biçimimize şöyle bir bakın... Geride kalan tartışmalar göz atın. Meseleyi Hak ve Hakikat perspektifinden kaçımız ele aldık? Kaçımız kendimize şöyle bir çeki düzen verme ihtiyacı hissettik? Hadiseler yaşandı. Sebepler tartışıldı. Allah(c.c) ve verdiği mesajları anlamak şöyle dursun, bir mesaj verdiğini düşünen kaç