... bir
adım sonraki zaman diliminde kavuşur gözler; birbirini
arayan iki çift göz, tüm dünyanın nefesini bir an olsun
kendilerinde hisseder. Şimdi gökyüzü, bir yıldız kümesini başka bir karanlığı aydınlatması için topyekûn yolculuğa
gönderir. Havada pembenin, morun, sarının, yeşilin,
turuncunun, kırmızının dans ettiği bir hale oluşur, bir şimşek
çakar; yeryüzü bu sesi ilk defa duyuyor gibi irkilir, masum bir
yıldırım gökyüzüne ilk dillerden kalma bir işaret çizer: "Aşk".
Yeryüzünde bulunan tüm insanlarda lacivert gözlü, esmer
bakışlı, buğday tenli, ateş yürekli bir vicdan bulunur ve insan
vicdanından vazgeçemez. Ancak an gelir, vicdan insanı terk
eder, nedeni bilinmez; çünkü özgürdür. Soru sorulmaz, o öyle
istemiştir. En tehlikeli insan modeli de budur: Vicdansız
insan, vicdansız topluluk, vicdansız kavim!!!
Değeri yoktu elmasın, zümrütün, yakutun. Topraktan çıkan
madenlerin zanaatkârlarca işlenmesi de olmasa hiçbir işe yaramayacaklardı. İnsanlar kişiliklerinin içine sakladıkları
duyguları bir çıkartsalar dünya o zaman güzel olacak, o
zaman tüm yürekler sevgiyle atacak. Işık, enerji, ateş ve aşk
dediğimiz o nur'a o zaman ulaşılacak.
Bazen bazı şeyler kafama takılıyor, onca işimin gücümün arasında hayata bir ara verip kafama takılan şeyi araştırmaya adıyorum tüm zamanımı. Bu kitapta öyle oldu benim için.
Sene 1995 haberleri