Ağır Roman

7,7/10  (20 Oy) · 
67 okunma  · 
18 beğeni  · 
941 gösterim
"Güneş buluttan sıyrılırken Kolera’nın âlemci kadınları bir omuz darbesinde yıkılacakmış gibi duran evlerinin önünde oto tamircileriyle, marangozlarla, tornacılarla aslanlar gibi muhabbete koyuldular.


Bir yandan da kaynak yaparken elleri titreyen ustalara esrarı daha kallavi içmeleri için zıvana hazırlamaya başladılar.

Köylü kadınlar, kocalarının mahalle hakkında anlattıkları korku hikâyelerinden tırstıklarından mahkûmlar gibi camdan bakıyorlardı."
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2012
  • Sayfa Sayısı:
    126
  • ISBN:
    9786051414898
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:
mithrandir21 | Uğur D. 
 26 Tem 16:53 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Metin Kaçan, edebiyatımızın en uzun şekilde konuşulması gereken kişilerinden biri, postmodern ve yeraltı edebiyatı türünde verdiği eserleri uzun uzun düşünülüp ve yorumlanması gereken başarılı bir yazar, belki de hiç konuşulmaması gereken bir yazar ve adının anılmaması gereken, kitaplarının yırtılıp atılması gereken hatta kitaplarının yayınlanmaması gereken bir yazar da olabilir. Çoğu kişi tanımaz Metin Kaçan’ı ama Ekmek Teknesi’ndeki Heredot Cevdet’i canlandıran Hasan Kaçan’ın kardeşi desek tanınma ihtimali daha yüksek olur daha doğrusu “Aaa Hasan Kaçan’ın kardeşiymiş” denilir, belki Ağır Roman filmi aslında kitapmış yazarı da Metin Kaçan’mış denilince ilginin daha çok artacağı da bir gerçek. Eserleri çok güzeldir Metin Kaçan’ın, karanlık bir hava vardır eserlerinde, argo hakimdir eserlerine, Dolapdere’nin racon kesen abilerini, kabadayı delikanlılarını, harbi sözlü kevaşelerini, sekse düşkün palavracı abilerini, oğlancılarını, gafticilerini, pezolarını, hapçıları, vitamincileri çok güzel ve çok gerçekçi bir şekilde anlatır, tabii bunda yazarın çocukluğunun Dolapdere’de geçmesi ve kendi özel hayatı da baş etkendir. Betimlemelerinde farklı nesnelerin farklı nesnelere üstünlüğü, hakimiyeti kendini belli eder her seferinde. Güneş bulutların arasından çıkıp kendini göstermez, güneş bulutlardan sıyrılıp kurtarır kendini, sokağa bir adım atılmaz aksine ayak sokağa gösterilir. Bu şekilde kuvvetlendirir eserlerini Metin Kaçan.

Peki yıl 1995 desem, Güneş K. Olayı desem, bir yazar ve dönemin tanınan sunucularından Alp Buğdaycı ile beraber oldukları kadınlarla uç noktada bir gece geçirdikten sonra beraber oldukları bir kadını önce dövüp sonra üzerinde sigara söndürmüşler desem sonrasında da bu iki kişi bu kadına tecavüz etmişler desem daha doğrusu bu suçlama ile yargı karşısına çıkmışlar desem ve suçlu bulunup hapse atılmışlar desem kaç kişi Metin Kaçan’ı tanır veya okumak ister ya da bu derece edebiyata katkısı var diye, güzel bir postmodern ve yeraltı edebiyatı yazarı diye kimler savunmak ister? İfadesinde de tecavüz kesinlikle yok ama tartışma ve hafiften darp var dese, cümlesi de tam olarak, “İki salon tokadı, birkaç tekme ve tükürük” şeklinde olsa böyle bir suçlama için ya da kendi ifadesinde yaptım dedikleri için neler değişir? Tecavüz olmasa da bir kadın bunları hak eder mi ya da bunları hak etmesi için nasıl bir kadın olmalı? Ünlü bir kişi diye, tecavüz yok dedi diye savunmak ne kadar doğrudur? Tecavüzü ya da kadına darbı sadece göbekli, bıyıklı, sakallı adamlar yapınca mı savunulmadan, düşünülmeden suçlu olurlar? Özel hayatı birçok yanlışlarla dolu olan Metin Kaçan 2013 yılında zamanın adıyla Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak intihar etmiştir. Kendi düşünceme göre de bu olayın intihar ile ilgisi çok yüksektir, çünkü artık tecavüz olayı olmasa da tecavüzcü olarak anılıyordu ve medyanın yardımıyla da kitaplarındaki karakterler gibi vücuduna şiş darbeleri de almıştı. Şöyle bir şey de var ki, Güneş K. olayında cevaplanamayan hatta Metin Kaçan’ı tecavüz konusunda suçsuz gösteren birçok deliller de vardır.

Sene 1998’di sanırım, televizyonlarda Ağır Roman filmi gösterilecek diye reklamlar dönüyor, herkes de bu dev kadrolu filmi konuşuyordu. Açıkçası o zamanda baştan sona izledim mi yoksa izlemedim mi hatırlamıyorum. Ortaokula giden benim çok da ilgimi çekmiyordu bu karanlık, racon kesen, “stak” diye sustalı bıçaklarını çeken adamların olduğu film. Filmden aklımda kalan, unutamadığım iki tane sahne var, biri berber çırağının yetişmesi için balona sürülen tıraş köpüğü sonrası ustura ile tıraş denemesi ve benim gibi oje koklamayı seven Gıli Gıli Salih’in oje koklaması. Kitapta da bu sahneler Kaçan’ın his verdiği yerlerin en kuvvetli olanlarından birkaçıydı.

Kitap, Dolapdere’nin yaşamına gerçek manasıyla hâkim, okurken yer yer düşündürtüyor da, sevilesi karakterler de mevcut ama hangi karakter gibi olmak istersiniz sorusuna verilebilecek bir cevabın olmadığı bir kitap da, öyle ki örnek alınacak bir karakter de yok kitapta. Bazı kısımlar tiksindirici denebilecek düzeyde hatta, ve bu da kitabın gerçekçiliğini esas olarak arttırıyor. Racon kesen, jiletçi, sustalı abilerin bulunduğu, karakterlerin en manyal şekilde konuşup, karakterlerin yaptığı koftilikleri gördüğümüz, tıfılların bulunduğu, polisin zarbo olduğu, sevgilinin hatta kadınların çoğunun manita olduğu, korkanların ise tırsaki olduğu ve bu kişilerin dillerine son derece hâkim olan, duyguların birbirine karıştığı, ruhların ise çalkalandığı okunası güzel bir roman.

https://www.youtube.com/watch?v=8h5jfJw8GDk

Azra kumru 
11 Ağu 20:13 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kah Gli Gli oluruz ustura peşinde, kah Tıbı oluruz acının dehlizlerinde. Biz insanoğluyuz şeker dökeriz kırkı çıkmadan gassali belli olmayan yolcunun arkasından. Yol geçer yol oluruz, kenar aynasından semtin tökezleyen en kallavi fahişelerine bakarken. İnce nefeste çeşit şarkılar çalar gaftilediğimiz arabamızda. Ve biz ölünün ardından roman oluruz en Ağırından.

Biray 
29 Tem 18:53 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Anlattığı sokaklardaki yaşam kadar hızlı bir roman!

Unutulmaya yüz tutmuş sokak argosunu (yeraltı edebiyatı kitaplarında görmek hoşuma gidiyor) bu eserinde ustaca kullanmış. Romanda kaportacılar, sokak berberleri, gecekondu evleri, o evlerin içinde yaşananlar, fahişeler var. Bunları kendine has üslubuyla birleştirip mükemmel bir roman ortaya çıkarmış Metin Kaçan! Sokak gerçeklerini kırpmadan, olduğu gibi aktarmış bizlere. Romanın havası ağır olduğu kadar içindeki bazı yerlerdeki şiirsel anlatımlar ve yaptığı kara mizah, romanı daha okunası hale getirmiş. Bazı yerlerinde güldürürken bazen de karanlık dünyalara çekebiliyor sizi.

Toplumsal gerçekleri anlatması da romanı sevmemde başka bir etkendi. Berber Ali'nin oğlunu çizime ilgisi var ve okulu sevmiyor diye oğluna küfürler savurması ve çocuklarını dövmesi gibi. Bu ve bunun gibi acı gerçekler de var romanda. Aşklar, umutsuz hayatlar, sokak çocukları, kabadayılar var. Bazı incelemelerde gördüğüm kadarıyla "sadece argo kullanmak için" yazmamıştır bu kitabı.

Kitabı hevesle okuyup bitirdikten sonra hayatını araştırırken intihar etmesine çok üzüldüm ve adının kötü olaylarda geçtiğini gördüm. Ve bu yüzden intihar ettiğini düşündüm. Yaşasaydı güzel eserler vermeye devam edeceğine emin olurdum. Huzur içinde yat Metin Kaçan.

Bahar Acar 
17 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Müzikleriyle de zihnimizde kazınan filmini izlediyseniz bile romanı okuyun derim. Daha derinden hissedecek, Kolera'ya gitmiş, Gıli Gıli Salih'le tanışmış olacaksınız.

Serdar Poirot 
21 Tem 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Yazardan oldukça güzel bir roman. İstanbul'da Kolera sokakta yaşayanların hayatı geride kalanlardan oldukça farklıdır. Burada çocuklar da yetişkinler de hayatı bir başka yaşar. Berber Ali'nin oğlu Salih, abisi Reco evi terk ettikten sonra ve mahallesinin abisi olan Arap Sado bıçaklanarak öldürüldükten sonra mahallenin bitirimi olmaya karar verir ve bu yolda ilerler. Tina'ya aşık olan Salih, Kolera'da ardarda cinayet işleyen canavarı bulacak ve namına nam katacaktır. Katili bulur ve iki kulağını kestiği için Gıli Gıli Salih olur adı. Gaftici Fethi, Tıbi, Puma Zehra, Madam Eleni, Imine, softalar, coviniler ve pek çok ilgi çekici karakterle Kolera Sokak anlatılmaz yaşanır. Sokak argosunu iyi bilen ve kitapta bu kelimeleri çokça kullanan yazar iyi bir iş çıkarmış. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.

Murat IŞIK 
11 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tiyatro Topluluğu olarak 2012-2013 sezonunda oynadığımız bir oyun . Metin Kaçan'ın ölümsüz eserlerinden biri olan AĞIR ROMAN kolera hayatını realist bir şekilde okurlarına yansıtıyor . Oyunu izlerken kendinizi oyunun bir parçasıymış gibi hissedeceksiniz .

Mustafa Coskun 
04 Oca 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · 2/10 puan

kitabı okurken çok zorlandım... hiç sevemedim. o kadar ki filmini hala seyredemiyorum... bana hitap etmedi kitap... haksız bir şöhrete sahip olduğunu düşünmüyorum. ben ısınamadım yazarın anlattığı dünyaya...

Kitaptan 10 Alıntı

mithrandir21 | Uğur D. 
 24 Tem 18:36 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Günümüz Klavye Meclis Üyeleri Gibi
Kolera'nın bütün kahvelerinde ve özellikle Berber Ali'nin dükkânında politika konuşulmaya başlandı. Tuttukları partinin siyasetinden hiç anlamayanlar, gece, gündüz, sigara, içki ve kadından başka sözcük bilmeyenler "parti tutma modası"na kapılıp futbol takımı tutar gibi partili oldular.

Ağır Roman, Metin Kaçan (Sayfa 49 - Everest Yayınları)Ağır Roman, Metin Kaçan (Sayfa 49 - Everest Yayınları)
mithrandir21 | Uğur D. 
25 Tem 09:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Vizontele
Elektronik çağı Kolera'da olanca şiddetiyle patladı. Köylü kadınlar ve softaların karıları, televizyondan "şeytan aleti" diye bahsedildiğinden, televizyonu korkarak, başlarını bağlayıp evi tertemiz yaptıktan sonra seyrediyorlardı. Ekrana kadın spiker çıkınca rahat nefes alıp sakince seyrederken, erkekleri gördükleri zaman mutfağa veya yan odalara kaçıyorlardı. Kocaları evde yokken, erkek spikerleri kapı aralığından gizlice seyredip koltuk kenarlarına sürtünüyorlardı.

Aya gidildiğine bile inanmayan softaların televizyonu kabullenmeleri yine Fethi'nin sayesinde oldu. Gaftici televizyondaki belgesel programlarının sesini kısıp Şeytan Kutusu'nun arkasına yerleştirdiği teypten ezan sesi çıkararak softaları aptal kutusuna esir etti. Kaptan Kusto'nun Denizler Altındaki Yaşam belgeselini "Huu" çekerek izleyen softalar görülmeye değerdi.

Ağır Roman, Metin Kaçan (Sayfa 47 - Everest Yayınları)Ağır Roman, Metin Kaçan (Sayfa 47 - Everest Yayınları)

+Kolyeni bende unutmuşsun, akşam gel al.

-Yangında düşürdüm sanıyordum. 

+Yangın sayılır.

Ağır Roman, Metin KaçanAğır Roman, Metin Kaçan
Azra kumru 
 13 Ağu 03:04 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Bir çift kanattınız hüzün rüzgarlarında
Dağılıp gitti melekleriniz beyazın öte dağlarında
Ağlasın arkanızdan bir ağızla tüm dehşetiyle kolera, Tıbı sen harbi hayalet sağlam gariban
Ruhuna el-fatiha.

Ağır Roman, Metin KaçanAğır Roman, Metin Kaçan
Bahar Acar 
17 Eyl 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"...Kolera’da oturanlar akşamın olduğunu yoğurtçunun çan seslerinden anladılar. Ansızın şak diye yanan sokak lambaları, ezelden tersoların suratlarındaki hüznü silmek, lavukları mutlu etmek için rüzgârın yardımıyla yine titrek ışık oyunları yaptı..."

Ağır Roman, Metin KaçanAğır Roman, Metin Kaçan
Azra kumru 
14 Ağu 18:33 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Güneş buluttan sıyrılırken Kolera'nın alemci kadınları bir omuz darbesiyle yıkılacakmış gibi duran evlerinin önünde oto tamircileriyle, marangozlarla, tornacılarla aslanlar gibi muhabbete koyuldular. Bir yandan da kaynak yaparken elleri titreyen ustalara esrarı daha kallavi içebilmeleri için zıvanalara jilet koyup sarmaya başladılar.

Ağır Roman, Metin KaçanAğır Roman, Metin Kaçan
Emre Dinç 
05 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kolera Sokağı’nın en kral kevaşesi Edâ, yatıştan sonra apış arasını yıkadığı suyu, hurdaya çıkmış metal artıklarından yapılma kerhanenin pencere iskeletinden şık bir figürle boşluğa saldı. Sahte ipek gömleklerini rüzgârın asaletine satmış olan pezolar, yuttukları hapların patlamasını beklerken, Edâ’nın vizite suyuyla ıslanan Gıli Gıli Salih’e “Ulan artık hayatın boyunca karı derdin olmaz, bütün mitralar ayaklarına kapanıp tapacaklar sana,” diyerek balinalar gibi gülüştüler. Bu esnada bir konsomatris yıldız güpegündüz mahalleyi yalayarak geçti.

Ağır Roman, Metin KaçanAğır Roman, Metin Kaçan

Güzelleş be oğlum, şimdilik ölümüne kadar hayattasın.
Savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye;
zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın.
raksederken mahallenin maşallahı, eyvallahı
güzelleş be oğlum, şimdilik ölümüne kadar hayattasın, şimdilik ölümüne kadar hayattasın.

Ağır Roman, Metin KaçanAğır Roman, Metin Kaçan

Kitapla ilgili 2 Haber

Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı Yeniden Belirlendi!
Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı Yeniden Belirlendi! Eleştirmenler, yazarlar, akademisyenler, edebiyat öğretmenleri ve yayıncıların oluşturduğu 100 kişilik jüri ekibiyle Hürriyet Pazar eki ‘Türk Edebiyatının Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Romanı’nı yeniden belirledi.
Yerli Edebiyat Uyarlamalarından, Kitabın Namına Gölge Düşürmeyecek Kadar Başarılı 15 Film
Yerli Edebiyat Uyarlamalarından, Kitabın Namına Gölge Düşürmeyecek Kadar Başarılı 15 Film Sinemanın bir çok önemli yapıtının edebiyat uyarlamaları arasından çıkması pek şaşırtıcı olmasa gerek. Zaten kitleler tarafından beğenilmiş olan bir eseri uyarlamak, eğer film aşamasında bir “kazaya” uğramazsa, başarısı biraz daha garanti bir tercih. IMDB’nin top filmleri arsında da çok sayıda edebiyat uyarlaması olması tesadüf değil. Edebiyat uyarlamaları bizim sinemamız içinde de çok önemli yer tutuyor. Toplumsal gerçekçi bir bakış açısıyla işlenen bir çok filmimizin önemli romancılarımızın eserlerinden uyarlanmış olmasının yanında komediden tarihi yapımlara kadar bir çok filmimiz de başarısını öncüsü olan kitaplara borçlular.