Barkın Can Topcu

KAÇIŞ Anımsıyorum, bir yaz akşamı Yağmur serpiştirirken gözlerini Gökyüzünde masmavi bir buluttu gelip geçen önümden Ve saçların narindi, gülümseyişin ruhumu okşuyordu Aynı masadaydık ve elbet ben bir yerlerde Bir merdivenin adımlarını saymanın telaşıyla örüyordum kumaşını anın Hiç olmadığım bir yerdeydim, Ve zamanın bir köprüsü yoktu ki geri dönelim! Yine de devam ediyordum saymaya, Bir kaygıyla, gözlerimi kapatarak Büyük bir tedirginliğin şiddetiyle Bilerek ve bilerek yaşayarak… Ellerin hafızam, dudakların dünyam, Unutma beni güzel kadın… (14.02.2026/ANKARA)
Reklam

Barkın Can Topcu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·95 syf.·
2026 20. kitabı
Vladimir İlyiç Lenin
8.7/10 · 10 okunma
Öner, başkent Ankara’nın caddelerinde bir gece vakti yolunu kaybetmiş bir halde gezinirken çevresindeki tüm insanların davranışlarını, konuşmalarını belleğinin bir köşesine yazıyor, yeni kaleme alacağı romanı için adeta malzeme topluyordu. Otuzlu yaşların sonlarına gelmiş bu adamın yüzündeki her ifadede bir tuhaflık sezmek mümkündü. Bakışları, yürüyüşü, jestleri, el ve kol hareketleri uzaklardan gelen dikkatsiz bir bakışın dahi sezebileceği kadar açık bir gerçeğin tezahürüydü. Öner’de bu dünyaya ait olmayan bir şeyler vardı sanki ya da şimdilik böyle gözüküyordu. Tahmin edebileceğiniz üzere Öner gençliğinin ilk yıllarını saymazsak kadınlar konusunda hiçbir zaman şanslı olamamıştı. Onun bu dünyada arasının tek iyi olduğu şey sözcüklerdi. Psikolojik durumu sallantılıydı her zaman ve hiçbir psikiyatr kendisine tanı koymada başarılı olamamıştı. Aşka gelecek olursak, çabuk bu hisse kapılma konusunda kimse onunla yarışamazdı. Öner, sözün kısası farklıydı. Yaşamı ve insanları sevse de, kendi yaşamına ve hayatına giren insanlara yakınlık göstermekte zorlanıyordu. Tanrıya şükür ki, vefat eden babasından kendisine kalan para ona bir ömür yetecek kadar vardı. Kendisi henüz dört yaşındayken kanserden kaybettiği annesinden ise aklında kalan tek şey krem renkli bir monttu. Kendisiyle dünya arasında aşılmaz bir antagonizma olduğunu düşünüyordu Öner ve bu yüzden okumanın, iyi filmler seyretmenin dışında sürekli yazıyordu, tabi başkentte kaybolduğu ve gözlem yaptığı günleri hesaba katmazsak… Dalgalı saçları erkenden beyazlamaya başlamış bu uzun boylu ve zayıf adamın ortak bir dünya kurabileceği sözcüklerin dışında bir şey yok muydu sahi, varsa da neden bir an önce kendisini görünür kılmıyordu parçalanmış hayatın amansız akışında. Adımları ne kadar güçlüyse bir o kadar zayıftı yaşam

Barkın Can Topcu

, bir kitabı okumaya başladı
Emil Michel Cioran
8/10 · 3.332 okunma