Ölmeden önce okunacak 100 kitap listemde yer alan bir kitaptı Bukowski'nin bu derlemesi. Yeraltı edebiyatının düzene başkaldırısnı her zaman ilgi çekici bulmuşumdur. Ancak bu kitaptaki bazı öykülerin bir amacı veya anlatmak istediği bir şeyi olmaması beni üzdü. Fakat bazı öyküler gerçekten çok iyiydi. Özellikle Hitler ile ilgili olan favorimdir.
Tüm bunların ötesinde Bukowski'nin bu kitabı yeraltı edebiyatına dahil olacak bir kitap yazma isteğimi de alevlendirdi diyebilirim.
Daha önce online ortamda başlamaya niyetlendiğim lakin bunu fırsat bulamadığım bir kitaptı PTR. Biraz geç de olsa kitabı alıp okuma şansı edindim.
14. yy ve 2017 yılları arasında gidip geldiğimiz hikayede fantazinin günümüze yakın kısmında geçen kısımları benim daha çok ilgi mi çekti açıkçası. Bu benim fantazi romanların olabildiğince gerçekçi olmasını tercih etmemden kaynaklanıyor; yoksa Hillyn hakkındaki kısımlar da oldukça ilgi çekici.
Sıradan bir hayat süren klasik Türk ailesinin hayatı Crescent'in dahil olmasıyla bir anda değişiyor. Gizem'in şimdilerde yazdığı Yedi Mum'daki bilimsel açıklamalarının temelini bu kitapta attığını hissettim. Özellikle Mert'in Cres'e fiziği anlattığı kısımlarda.
Gayet okuması keyifli bir kitap. Yazarın anlatım tarzının evrimini bölümler geçtikçe hissedebiliyorsunuz. Okumanızı tavsiye ederim.