İngiliz edebiyatının ilk romanı olarak gösterilen bu kitabın haliyle yüzlerce farklı baskısı var. Ben de bu tarz kitaplarda yaptığım üzere Hasan Ali Yücel Klasikleri'nden almayı tercih ettim, ancak ne yazık ki İş Bankası Yayınları da çoğu yayınevi gibi kitabın yalnızca ilk cildini basmış, ben de kitabı alıp okuduktan sonra yaptığıma araştırmalar sonucunda kitabın bir de ikinci cildi olduğunu öğrendim.
İlk kitap gayet ilgi çekici bir hikayeye sahip. Modern edebiyatta artık kaybolmuş olan dördüncü duvarı yıkma akımını ziyadesiyle yerine getirmiş Defoe, tabii bu anlatım tarzı benim çok hoşuma giden bir tarz değil, ama yine de kendini okutmayı başardı.
Kitapta benim için en etkileyici kısım, Robinson'un yamyamların insan yemekteki mantığını kavradığı an oldu. Nasıl ki bizler hayvaları yiyoruz onlar için de bu durum o şekilde doğal. Köklerden süregelen bazı şeyler her ne kadar başkalarına vahşet olarak gelse de onu doğal olarak karşılayan insanlar da bunun vahşet olarak nitelendirilmeyi anlayamaz.
Robinson CrusoeDaniel Defoe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,7bin okunma
Kitabın adı her ne kadar Oliver Twist olsa da bu karaktere kitapta ayrılan kısım oldukça az, daha çok hırsızlar çetesinin hikayesi ön plana çıkıyor. Dünya çapında her ne kadar bu kitap daha çok popülerlik kazanmış olsa da, yakın zamanda okuduğum bir diğer Dickens kitabı olan Büyük Umutlar benim için bu popüleriteyi daha çok hak eden bir kitap. Pip > Oliver
Oliver TwistCharles Dickens · Can Yayınları · 202419,9bin okunma
Uzun zaman sonra ilk defa bir kitabı yarım bıraktım. Okuması algılaması çok zor bir kitap zaten "Önsözü anlayabilen Hegel'i de anlar" demiş Haym. Yani bütün herkes kabul etmiş bunu. Malesef ilk kez bir felsefe kitabı bana bir şey katamadan rafa geri dönüyor. Üzgünüm Hegel.
Tinin GörüngübilimiGeorg Wilhelm Friedrich Hegel · İdea Yayınları · 2011189 okunma
Zamanda Yolculuk, üzerine derinlemesine düşünülmesi gereken bir felsefe ve yoğun metaforlar bulunduran bir kitap. Bunları fark edip yakalayabildiğinizde ihtiva ettiklerini daha iyi anlayabileceğiniz bir yapıt. Buna karşın hepsini gözden kaçırsanız dahi akıcı anlatımıyla sizi sıkmadan kendine bağlayabilecek, sadece fantastik- bilim kurgu tarzında bir eser olarak görseniz dahi keyif alabileceğiniz bir yazın.
Ancak ben şimdi kitabın içerisindeki felsefeye ve metaforlara değinerek, daha önceden okumuş kişilerde yeni bir ufuk, okumayı düşünenlere ise bir rehber olmayı amaçlayan bir yazı kaleme alma düşüncesindeyim. Buna karşın yazdıklarımın spoiler içeriyor oluşu nedeniyle de yazının bu kısmından sonrasına bir uyarı koyarak devam etmeyi uygun görüyorum.
[Spoiler Alert]
Öncelikle tamamen okuduğumuzda fark edeceğimiz üzere kitabı 12.00’dan önce ve 12.00’dan sonra olarak ikiye ayırabiliriz. Çünkü bu ayrım noktasına kadar karakterimizin sahip olduğu gücü kişisel çıkarları ve iktidar hevesiyle kullandığını görüyoruz. Bunu da semavi dinler öncesindeki karanlık dönem ile özdeşleştirebiliriz. Keza kitap bütün olarak semavi dinlere yaptığı göndermelerle dikkat çekiyor, ki buna da birazdan değineceğim.
İlk bölümde karşımıza çıkan Hazır ol! İfadesine değinerek başlamak istiyorum. Burada açıkça Charlotte’ye dışarıdan bir müdahale söz konusu ve yakında olacaklar hususunda bir uyarı mahiyetinde. Ki Charlotte’nin de burada ‘mehdi’yi simgelediğini düşünebiliriz.
Metaforlara derinlemesine inmeden önce dikkatimi çeken bir ayrıntıyı daha eklemek istiyorum. Bir bölümde Charlotte’nin evinde Die Anatolien Chroniken adlı bir dizi izlediğine şahit oluyoruz. Yazarın instagram hesabında da ‘yakında’ diye paylaşım yaptığı görselde aynı isimli bir kitap yazdığını görüyoruz ki bu da bu kitaba bir
Zamanda YolculukH.G. Tannhaus · Theseus Kitabevi · 2020790 okunma
KYK yurdunda geçirdiğim 14 günlük karantinanın ardından evde de bir 14 gün daha geçireceğimi öğrenmenin getirisi tarifsiz şok ile felsefi bir yolculuğun içinde buldum kendimi. Kitaplar konusunda da kronolojik bir sırayla ilerleyip elime geçirdiğim kitapları okumaya karar vermiştim. Ki bu noktada ilk kitap Platon'un Devlet'i oldu.
***
Sıfırdan başlayarak yeni bir devlet nasıl kurulur, daha da ötesi ideal bir devlet nasıl olur bu sorunun cevabını arıyor kitap. Haliyle de demokrasi, aristokrasi, oligarşi gibi diğer devlet sistemlerini de bir elden geçiriyor. Hele "zorbalık" sistemini okuduğumda sistem bana oldukça tanıdık geldi. Başta halka yardımlar yapıp gülücükler saçan, daha sonra kendisine karşı gelen herkesi hainlikle itham eden zorba bir lider. Bu Adolf Hitler(!)'in birebir tanımıydı.
***
Ha bir de kitapta Glaukon var. İnsanı resmen sinir eden bir karakter. Kitaba ikili bir tartışma havası katmak için Platon belli ki Sokrates'in karşısına konuştuğu kişi olarak onu koymuş; fakat adam tam bir papağan. Kurduğu cümleler "Evet, tabii öyle olmalı." "Haklısın, öyle görünüyor." "Elbette, buna karşı çıkılamaz"dan ibaret. Sanki Sokrates'i alkışlasın diye tutulmuş bir şakşakçı. Tamam öğrencisin de biraz kendi fikrin olsun be adam.
***
Tüm bunlar bir yana hâlâ günümüzde dahi - yeri gelir rakı masasında, yeri gelir okey oynarken - tartışılagelen devlet meselelerinin temelini oluşturan güzide bir kitap. Şimdi bu eleştiriyi eleştirenler çıkacaktır, fakat ben felsefeyi de bir eğlence katmak ve okuması daha keyifli bir hale sokmak istediğimden bu yolu izledim.