İlginçtir ki bu sadık dindarların çok büyük bir çoğunluğu (neredeyse %100'ü) doğru din olarak kendi anne babasının veya içinde yaşadığı toplumun dinini seçmiştir.
Her şeyden evvel Türkiye insanı tartışmayı bilmez. Fikir ayrılığına düştüğü bir başka kimse ile ortak doğru aramak için değil, kendi bildiğinin doğru olduğunu empoze etmek için tartışır.
"Biri, bir erkeğe ya da mala-mülke yönelik bir suç işlerse, herkes onu kınar ve öfkesini suçluya yöneltir. Biri, bir hayvanı döver ya da ona zarar verirse, insanlar öfkelenip tepki gösterirler. Ama biri, bir kadına karşı suç işlerse, ona tecavüz eder, sahip olduğu her şeyi, bu lanet olası toplumun ona gurur duymak için verdiği tek şeyi, tek onur, itibar ve saygı kaynağını alırsa... Kadının hiçbir şey söylemeye hakkı yoktur. Tecavüze uğradığım için ben mi sorumluyum? Babama söyleyemeyeceğimi bilerek, onun [tecavüzcünün] kendi ağabeyimin arkadaşı ve kendi kız kardeşimin kocası olduğunu bilerek neden her gün yüz kez ölmek zorundayım... Neden?"
(Sayfa 237, tecavüze uğrayan Filistinli bir kadının söyledikleri.)
Bu kitaptaki yazıları 12 kadın hakları savunucusu kadın yazar ele almaktadır. Dört yazar Türk diğerleri farklı Arap coğrafyasında yaşayan ve oradaki araştırmaları aktaran kadın yazarlardır..
Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler (KİH-YÇ), Vakfı 2001 yılında düzenlediği Uluslararası çapta kadın akademisyenlerin katılımı sonucu elde edilen fikir alışverişi sayesinde bu kitabın doğduğunu ve bu kitapla bu coğrafyada yaşayan kadınların, İslam ve Cinsellik konusunda kendi söylemlerini dile getirmek adına bu kitabın bir başlangıç kitabı olduğunu belirterek giriş yapmışlardır.
Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler (KİH-YÇ), Türkiye’de ve uluslararası düzeyde kadının insan haklarını, eşitliği ve ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını savunan bağımsız bir kadın sivil toplum örgütüdür. 1993 yılında, Türkiye’de ve dünyada kadının insan haklarını geliştirmek amacı ile kurulmuştur. Ayrıntılı bilgi ;
kadinininsanhaklari.org/kih-yc-hakkinda
İlk bölüm Fatma Mernıssı'ye ait. Kendisi Faslıdır. Sosyoloji profesörü, yazar ve araştırmacıdır.
İçgüdülerin rolü, kadın
Hürriyeti öğretebilmek için bazen diktatörlük gereklidir. Sen, bin sene hürriyeti hiç tecrübe etmemiş bir topluma, hürriyeti bir tercih olarak takdim edemezsin. Hüsrana uğrarsın. Bugün dahi Türk toplumunun hür olmayı öğrendiğini zannetmiyorum. Siyasi tercihler bunu gösteriyor. Lider arıyor, çoban arıyor kendine insanımız... Halbuki Atatürk; "bundan kurtulun!" diyor.