"Bu bina tam bir sanat harikası!" dedi Rıfkı amca.
Sami sırtını çevirip her tarafı dökülen gar binasına baktı. Bunca yıldır Binadaydı ama harika bir tarafını görmemişti.
"Sahiden mi ?" diye sordu.
"Sahiden ya," dedi Rıfkı Amca, "kalmadı böyle garlar."
"Ben niye göremiyorum harikalığını peki?"
"Göremezsin tabi!" "Neden?"
"İnsan kendi hikayesini bilemez de ondan. O yüzden hep başkalarının hikâyesini anlatır."
"Merhamet istemiyorum, hiç kimsenin acımasına ihtiyacım yok, merhamet de zulmün bir parçası; ne bana acıyın ne de çocuğuma. Merhamet zulmün merhemi olamaz."
Kafam hep karışıktır işte. Geçmişi sürekli sorgulamaktan, bitmemiş hesapları, sorulmamış soruları, ahı kalmış yüzleri düşünür dururum. Ortak bir kederin yasını yaşamamışlar hep böyle mi yapar bilmiyorum. "Çünkü anlatmak iyileştirir. Anlatılanı da anlatanı da. Ve elbette dinleyeni de...