"Başına buyruk bir şekilde olmaz," dedim sert bir sesle. "Benim sözlerimi dinleyeceksin."
"Ben bir örgüt lideriyim, farkındasın değil mi?"
"Ve ben de Eftalya Atalar'ım, o örgüt liderinin avukatıyım," dedim çenemi kaldırarak. "Başkaları senin emirlerine, sen benim emirlerime itaat edeceksin. O kadar."
Eftalya kaşlarını çattı. "En azından bir tane de olsa yaptığın kâğıttan uçaklarından veremez misin? Hatıra olarak saklarım."
"Veremem," dedi Tugay on altıncı uçağa geçerken.
"Neden?"
"Neden?" diye sordu Eftalya bir kez daha.
Tugay, "Veremem," dedi bir kez daha ve bakışları onlar gitmeden hemen önce son kez Eftalya'nın yüzüne döndü. "Çünkü henüz en güzel uçağı yapamadım."
Yüzümü buruşturdum. "Bu imkânsız."
"Ne kadar imkânsız?"
"İmkânsız işte."
"Ne kadar işte?" dedi taklit ederek. "Özgürlüğüm kadar mı? Yoksa güneşi görme ihtimalim kadar mı?"
Bartu değil," deyip geriye çekildi.
"Bro."
"Bro değil," deyip ağlayarak onu düzelttim.
"Brocuğum." Bartu daha fazla ağlamamı istemiyormuş gibi gülmeye başladı.
Brocuğum ne lan? Kibar kıro.