Silahı bilmem ama boş insanı şeytan doldurur.
[Bu ikinci hesabımdır. İlk hesabıma (OĞUZHAN AKÇAKOCA) ulaşamadığım için bu hesabı açmak zorunda kaldım. (1.10.2022)]
Kitap grubumuza bekleriz.
t.me/+mbqYlVXHBP0yYzJk
Yazarın okuduğum onuncu kitabı. Elimde yirmiüçüncü baskısı bulunan eserin ilk baskısı 1986 yılında yapılmıştır. Kitap,üstadın ellidokuz günlük gezi notlarından oluşmakta.Yazar, Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olarak,bir heyetle birlikte görevli gidiyor Türkistan'a. Adından da anlaşılacağı üzere, üstat Türkistan'a gidip, anayurdumuzun bütün güzelliklerini bize adeta şiir gibi anlatıyor. Daha çok Özbekistan'ı geziyor üstat.Türk tarih ve medeniyetinin beşiği sayılan Taşkent'ten, Semerkant'dan, Buhara'dan söz ediyor, tanıtıyor. Yalnız tanıtmakla kalmayıp, SSCB döneminde Türklerin üzerinde oynanan oyunları, nasıl kimliksizleştirildiklerini de gözler önüne seriyor. Canbullu (Ahıska'da bir şehir) Cuma ile yapılan sohbet çok keyifliydi.Sonrasında üstadın Taşkent'te bir Diyarbakırlı ile karşılaşması ve dost olmaları..Kan davası yüzenden taa Taşkent'te kadar sürüklemiş hayat onları.
Çok beğendim, çok faydalandım. Gönlüm ister ki herkes üstadın kitaplarını, özellikle de Türkçe ile ilgili kitaplarını okusun.
272 sayfa.
Türkistan TürkistanYavuz Bülent Bâkiler · Yakın Plan Yayınları · 2018541 okunma
"Her çeşit malı kontrolleri altında tutuyorlar. Fiyatları diledikleri gibi yükseltip düşürüyorlar. Büyük balığın küçük balığı yutması gibi bütün küçük tüccarları eziyorlar ve iflas ettiriyorlar. Sanki Tanrı'nın yaratıklarının efendisiymişler ve sanki her türlü sevgi ve iman kanunları onlar için değilmiş gibi.. "
(Martin Luther King, Ticaret ve Tefecilik Üzerine)
"Hürriyet ferdi bu derece yalnız ve tecrit olunmuş bir hale mi getirmektedir ki insan kaçınılmaz bir şekilde yeni bağlara doğru kaçmak zorunda kalmaktadır? Bağımsızlık ve hürriyet, yalnızlık ve korku ile aynı anlama mı gelmektedir?