Tanrıya inanma gereği olmasaydı, Tanrı insanları bu zorunluluğa itmeseydi kimse tanrı fikrini akıl süzgecinden geçirmezdi.
Tanrıya inanma gereği olmasaydı kimse tanrının varlığına dair delilleri incelemezdi!
Liyakatin esas alındığı, temel bilimlerin önem verildiği, felsefenin değerinin bilindiği ve anlaşıldığı, toplumsal bilincin kaybedilmediği, kültürün dejenere edilmediği ve en önemlisi bol kitaplı bir yıl olsun.
Rönesansı rönesans yapan hiç kuşkusuz ardı sırası gelmeyen kontrollü deneylerdir.
Aristotales’in “deneysel yöntem” olmadan gözlemle ve akıl yürütmeyle ulaştığı çapsız bilgilerin dogmatikliği deneysel yöntem ile kırılmıştır.
Hepimizin düşünme ve karar verme yetisinde az da olsa rölativlik ve kuşkuculuk olması şart. Kuşkuculuğun olmadığı yerde fanatizm ve dogmatizm doğar. Fanatizmin olduğu yerlerin de ne hâlde olduğunu iyi biliyoruz. Septisizm yaşatır!