Özlem çektim de uzaklara baktım pek uzun bir süre. Yalnızlık içinde kaldım pek uzun bir süre: böylece susmayı unuttum.
Cum dederit: youtu.be/GFoT6UUNLZc
Arkadaşlar "Literatürde Geçen Yemek Kültürü" ile ilgili akademik bir araştırma yürütmekteyim. Bu konuda çeşitli kitap önerilerine veya alıntılara ihtiyacım bulunuyor. Tüm bu bilgileri harmanlayıp ders olarak sunacağım.
Sylvia Plath, "The Unabridged Journals of Sylvia Plath" kitabında aşırı yorgun ve mutsuz bir cumartesi gününün sonunda, bir limonlu mereng tart yapıyor ve onu kara gece ve yıldızlar ile harmanlayıp pencere önünde soğutuyor. Ardından sarı bir dokuma kumaş üzerine kristal takımlar yerleştiriyor. Yemeklere ve insanlara şekiller verip mutluluğa geri dönüyor.
Ernest Hemingway "A Moveable Feast" kitabında istiridye ve beyaz şarap ile ilgili şöyle bir alıntı yapmış,
"As I ate the oysters with their strong taste of the sea and their faint metallic taste that the cold white wine washed away, leaving only the sea taste and the succulent texture, and as I drank their cold liquid from each shell and washed it down with the crisp taste of the wine, I lost the empty feeling and began to be happy and to make plans".
Bu tarz önerilerinize ihtiyacım var. Konu hakkinda duzeltme yapacagim yine!
Kalbin tıpkı beyin gibi kendine has çok kompleks bir sinir sistemi var.
40.000'den fazla olan bu nöronlar, kalbin kendisine ait küçük bir beyin olarak tanımlanıyor. Kalbin çeşitli hormonal durumları, nörotaşıyıcılar tarafından beyne iletilir ve beyin sistemini etkiler.
Örnek olarak sevgi hormonu olarak tanımlanan oksitoksin hormonunun da çıkış yeri kalptir.
Kalp ritmi en düzgün insanların, sakin, mutlu, endişesiz, ruhsal acısız olan, kısacası duygusal anlamda denge sahibi insanlarda olduğu gözlemlenmiştir.