Özlem çektim de uzaklara baktım pek uzun bir süre. Yalnızlık içinde kaldım pek uzun bir süre: böylece susmayı unuttum.
Cum dederit: youtu.be/GFoT6UUNLZc
“Kadınla erkeğin yan yana gelemediği, birbirleriyle görüşüp konuşamadığı memlekette aşk olmaz,” dedi iddialı bir havayla. “Neden biliyor musun? Çünkü erkekler uygun bir kadın görür görmez, iyi-kötü, güzel-çirkin, hiç bakmaz, haftalardır aç kalmış hayvanlar gibi üzerine atlarlar. Hepsinin alışkanlığı budur. Sonra da bunu aşk zannederler. Böyle bir yerde aşk olur mu? Sakın kendini kandırma.”
Arkadaşlar "Literatürde Geçen Yemek Kültürü" ile ilgili akademik bir araştırma yürütmekteyim. Bu konuda çeşitli kitap önerilerine veya alıntılara ihtiyacım bulunuyor. Tüm bu bilgileri harmanlayıp ders olarak sunacağım.
Sylvia Plath, "The Unabridged Journals of Sylvia Plath" kitabında aşırı yorgun ve mutsuz bir cumartesi gününün sonunda, bir limonlu mereng tart yapıyor ve onu kara gece ve yıldızlar ile harmanlayıp pencere önünde soğutuyor. Ardından sarı bir dokuma kumaş üzerine kristal takımlar yerleştiriyor. Yemeklere ve insanlara şekiller verip mutluluğa geri dönüyor.
Ernest Hemingway "A Moveable Feast" kitabında istiridye ve beyaz şarap ile ilgili şöyle bir alıntı yapmış,
"As I ate the oysters with their strong taste of the sea and their faint metallic taste that the cold white wine washed away, leaving only the sea taste and the succulent texture, and as I drank their cold liquid from each shell and washed it down with the crisp taste of the wine, I lost the empty feeling and began to be happy and to make plans".
Bu tarz önerilerinize ihtiyacım var. Konu hakkinda duzeltme yapacagim yine!
Arkadaşlar "Literatürde Geçen Yemek Kültürü" ile ilgili akademik bir araştırma yürütmekteyim. Bu konuda çeşitli kitap önerilerine veya alıntılara ihtiyacım bulunuyor. Tüm bu bilgileri harmanlayıp ders olarak sunacağım.
Sylvia Plath, "The Unabridged Journals of Sylvia Plath" kitabında aşırı yorgun ve mutsuz bir cumartesi gününün sonunda, bir limonlu mereng tart yapıyor ve onu kara gece ve yıldızlar ile harmanlayıp pencere önünde soğutuyor. Ardından sarı bir dokuma kumaş üzerine kristal takımlar yerleştiriyor. Yemeklere ve insanlara şekiller verip mutluluğa geri dönüyor.
Ernest Hemingway "A Moveable Feast" kitabında istiridye ve beyaz şarap ile ilgili şöyle bir alıntı yapmış,
"As I ate the oysters with their strong taste of the sea and their faint metallic taste that the cold white wine washed away, leaving only the sea taste and the succulent texture, and as I drank their cold liquid from each shell and washed it down with the crisp taste of the wine, I lost the empty feeling and began to be happy and to make plans".
Bu tarz önerilerinize ihtiyacım var. Konu hakkinda duzeltme yapacagim yine!