📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu roman Dostoyevski'nin ilk yarım kalan roman denemesidir.
Tutuklandığı için romanı bitirememiş ve sonrada tamamlamak istememiştir.
Kitabı ilk okumaya karar verdiğimde acaba yarım kalan bir romanı okumak mantıklı mı olur diye düşünmüştüm,
fakat romanı okuyup bitirince, iyi ki okumuşum dedim. Roman yarım kalsa da gerçekten başarılı bir eser olmuş.
Roman önce başarısız bir sanatçıdan başlıyor. Sanatçı başarısız olmasına rağmen bununla yüzleşemiyor, sürekli bu gerçeklerden kaçıyor ama
sonunda tüm gerçekler ile yüzleşmek zorunda kalıyor. Kendisini başarılı olduğuna o kadar inandırmış ki tüm benliğini bununla doldurmuş ve yaşamını
bu yönde şekillendirmiş. Fakat acı gerçekler bir anda yakasına yapışınca sanatçı tüm benliğini yitiriyor.
Daha sonra roman Netoçka adında bir kız ile devam ediyor.(sanatçının üvey kızı)
Yazar bu kısımda, güçlü bir kadın portresi ortaya koymaya çalışmış. Netoçka başına ne gelirse gelsin, asla pes etmemiş ve asla içindeki
sevgiyi azaltmamış bir karakter ayrıca kendinden fazla etrafındaki insanları düşünen bir yapıya sahip. Dostoyevski eğer bu roman tamamlanmış olsaydı, kadın karakterini oldukça sağlam bir şekilde ortaya koyabilirdi. Fakat bu haliyle bile oldukça başarılı.
Bundan önceki romanlarında genelde hep alt kesimlerden yani Petersburg'un arka mahallerinde yaşayan yoksul insanları
konu alırken bu romanda artık toplumun üst tabakası yani aristokrat kesimleri yavaş yavaş konu almış.
İlk eserlerinde karakterlerin genelde yaşadığı maddi bunalımlar ve bunun sonucunda şekillenen olaylar, bu eserde çok yansıtılmamış ve direk psikolojik durumları ve karakter analizleri ön planda tutulmuş.
Dostoyevski'yi okurken mutlaka yaşadığı dönemin toplumsal yapısının bilinmesi gerekiyor.
O zaman eserleri daha bir bütün içinde ve daha bir akıcılıkla
Yazarın bu kitabı 5 öyküden oluşuyor
ilk öyküde: Beyaz geceler
Açıkçası bu öyküde bir çok kişi kendini bulabilir.
Antisosyal bir bunalım içinde olan ve sürekli hayal dünyasının içinde yaşayan hatta gerçek yaşamdan koparcasına hayaller içinde yaşayan bir adam, tesadüfen hiç beklemediği bir anda
bir kızla tanışır, ve hayatı birdenbire değişir, bir anda dalıp gittiği hayallerden gerçeklere uyanır. Öykünün sonunu söylemeyeceğim fakat öyküyü okuduğunuzda eğer olaya psikolojik açıdan bakarsanız, güzel tespitler yapılabilir
ama yine de beklentiyi yüksek tutmamak gerek. Ufak bir spoiler verecek olursam, bazen sevdiğiniz için
sevdiğinizden vazgeçmeniz gerekir ve kendi mutluluğunuzu onun mutluluğu için harcarsınız. Kısacası
sevmek büyük bir sanat lakin bazen çok pahalıya mal olur.
Ana karakterde yaptığım araştırmalar sonucunda, Maladaptive Daydreaming (Hayallerin Kontrolden Çıkması) yani insanı hayattan uzaklaştırıp sürekli şekilde
hayal kurmaya neden olan bir psikiyatrik rahatsızlık olduğunu öğrendim.
2'inci öyküsünde: Başkasının karısı
Bu öyküde ise kıskançlık sendromu yaşayan bir adamın, başına gelenleri anlatıyor. Aslında çok tespit yapılabilir mi? bilmiyorum fakat eğlenceli bir öykü olduğunu söylemem gerek
benim tespitim, çok fazla kıskanç olunduğunda durumların ne kadar kötüleşebileceği.
3'üncü öyküde Noel ağacı
Yazar bu öyküsünde ise hala günümüz toplumlarında yaşanan soruna dikkat çekmiş. Hikaye kısa olduğu için,
çok spoiler veremeyeceğim.
4'üncü Öyküde: Haysiyetli Hırsız
İlk sayfa biraz sıkıldım fakat okudukça öykünün, derinleştiğini fark ettim ve sonu gerçekten de hoş ama
bir okadar da hüzünlü bitti. Büyük bir iyiliğin karşısında bir kötülüğün nasıl acı çektiğini açıkça öykü ortaya
koyuyor. Sen doğru ol eğri yolunu bulur sözü aslında bu öyküye de çok uzak