Hepimiz bu dünya dediğimiz sert kabuk üzerinde birer misafir değil miyiz?
Biraz yaşayacak
Çokça sevecek
Biraz da sevilecektik
Ve sonra usulca çekip gidecektik.
Hepsi buydu…
… eğilip, toprağın ufka uzanan sonsuz derinliğine dokunduğunda içini tarifsiz bir ürperti kaplamıştı. Geçmişin gerçekleri; kül ve gözyaşları arasından süzülen esintiyle birlikte, ağıt gibi yüzünü okşuyordu. İki dünyaya bölünmüş yaşamın kıyısında yürüyordu; biri geçmişin çığlıkları, diğeri geleceğin var olma savaşı…
Hep böyle midir?
Savaşın çocukları, yıkımın harabelerine bedenleri zihinleriyle birlikte mi hapsolurdu.
Onlar için yaşamak… nefes alan bedenleriyle hapsolmuş bir dünün acısıyla varolmak mıydı?
Resul Köstekçi
Zihnimizi gereksiz yere meşgul eden ıvır zıvırlar
Düşünsenize bunlardan kurtulduğumuzu
Ya da zihnimizin karanlıklarından gelen o fısıltıları kesebildiğimizi
Ne kadar çok özgürleşirdik. Öyle değil mi?
Resul Köstekçi
Keşkelere yer olmamalıydı
Daha çok sevmeli
Daha çok sarılmalı
Her şeyden daha çok
Soluksuz bir varoluşla karışmalıydı
Nefesler
Duygular…
Resul Köstekçi