Bay C

—Bir Kemalist mi? Evet.
—Siz bir subaysınız öyle mi? Ne zaman? Nerede? —Umumi harpte, muhtelif cephelerde bulundum. —Kolunuzu nerede kaybettiniz —Çanakkale'de... dedim. —Ha ha, öyle ise siz mükemmel bir Kemalistsiniz. —Bir Kemalist mi? Evet. Fakat, Çanakkale'de harp ettiğim için değil, sade bir namuslu Türk olduğum için...
Sayfa 184 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Subay, defterin yapraklarını yavaş yavaş çevirmeye başlayacaktır. Bu merak defterin son yapraklarına doğru derin bir heyecan halini alacaktır. Ondan ricam şudur ki, burada bana bir yabancı muamelesi ettikleri, beni kendilerinden sanmayıp daima manevî bir ezaya mahkûm kıldıkları için köylülere bir öfke bağlamasın. Onları, ben küçük sığırtmacın ölüsü başında affettim. Ve bu umumî facia anında hepsine, hattâ Salih Ağa'ya bile hakkımi helâl ediyorum. Bunların hiçbiri "ne yaptığını" bilmiyor. Eğer, bilmiyorlarsa kabahat kimin? Kabahat, benimdir. Kabahat, ey bu satırları heyecanla okuyacak arkadaş; senindir. Sen ve ben onları, yüzyıllardan beri bu yalçın tabiatın göbeğinde, herkesten, her şeyden ve her türlü yaşamak zevkinden yoksun bir avuç kazazede halinde bırakmışız. Açlık, hastalık ve kimsesizlik bunların etrafını çevirmiştir. Ve cehalet denilen zifiri karanlık içinde, ruhları, her yanından örülü bir zindanda gibi mahpus kalmıştır. Bu zavallı insanlardan, sevgi, şefkat ve insanlık namına, artık ne bekleyebiliriz?
Sayfa 180 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Kadın kendinden çok yumurtanın gereksinimlerine uyarlan­mıştır. Ergenlikten menopoza, kendisinde akıp giden ama kendisini kişisel ola­rak ilgilendirmeyen bir tarihin yatağıdır kadın. Anglo-Saksonlar adet kanama­sını "the curse", "lanet" olarak adlandırırlar; gerçekten de adet döngüsünde hiçbir bireysel ereklilik yoktur.
Sayfa 59 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
1000Kitap
Yumurtalık kan akımına uğrayarak şişer ve irileşir, yumurtalardan biri olgunla­şır ve adet döngüsü başlar; üreme sistemi son boyutlarına ve biçimine ulaşır, gövde kadınlaşır, iç salgı dengesi kurulur. Bu olayın bir kriz biçimine bürünmesi dikkat çekicidir; kadın bedeni türün kendisine yerleşmesini direnç göstermeden kabul etmez ve bu mücadele kadın bedenini zayıflatır ve tehlikeye sokar. Ergen­likten önce ölen kız ve oğlan çocuk sayısı eşittir, oysa on dört-on sekiz yaş ara­sında 100 oğlan çocuğa karşılık 128 kız çocuk, on sekiz-yirmi yaşları arasındaysa 100 oğlan çocuğa karşı 105 kız çocuk ölür.
Sayfa 58 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
1000Kitap