"İnsanın ağır topuzlar sallamasının, vahşi hayvanları alt etmesinin gerektiği çağlarda, fiziksel zaafı kadını çok açık bir biçimde erkeğin altında konumlandırıyordu. Aletin onun sahip olduğu güçten biraz fazlasını gerektirmesi, tümüyle güçsüz görünmesine yetiyordu. Ama tersine teknolojinin erkeği kadından ayıran kas gücü farkını ortadan kaldırması da mümkündür. Bolluk ancak bir gereksinim açısından bakıldığında üstünlük yaratır; gereğinden fazlasına sahip olmak, yetecek kadarına sahip olmaktan daha iyi değildir. Nitekim modern makinelerin çoğu, erkeğin kaynaklarının ancak bir bölümünün kullanılmasını gerektirir. Şayet gereken asgari güç kadının kapasitesinin üzerinde değilse, kadın çalışma hayatında erkeğin eşiti haline gelir. Gerçekten de günümüzde, sadece bir düğmeye basarak çok büyük bir enerjinin açığa çıkmasını sağlamak mümkündür."
Sayfa 79 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
"Bazen, kıymet verdiğimiz bir kimsenin ölümüne ağlama bahanesiyle aslında kendimize ağlarız; bizimle ilgili güzel sözlerini artık duymayacağımız için ağlarız; rahatlığımızın, zevklerimizin, saygınlığımızın eksilmesine ağlarız. Böylelikle ölüler yalnızca yaşayanlar için dökülen gözyaşlarına mazhar olurlar. Bunun bir çeşit ikiyüzlülük olduğunu söylüyorum, zira bu keder anlarında aslında kendimizi aldatırız."