Bayraktar

Bayraktar
@Bayraktar571
Bakmışken profilime Lütfen bir Fatiha-yı Şerife okuyunuz geçmişlerimize. youtu.be/2JK2DoPbSzM
Ozanlar Diyarı
Dâr-ı Fenâ
219 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
@Bayraktar571·
·
sabitlendi
Ey İnsan!!!
Öldükten yaklaşık 30 dakika içerisinde vücutta refleks diye bir şey kalmıyor. Gevşeyen kaslar dolayısıyla ağız ve göz kapakları açık kalıyor. Boşaltım sistemi tamamen gevşiyor, idrar akıntısı oluşuyor. Ölümün gerçekleşmesinden 24 saat sonra vücut çürümeye başlıyor. Solunumun durması bakteriler için işaret oluyor ve çalışmaya başlıyorlar. İlk çürüyen organlar ise göz, beyin, mide ve bağırsaklar. Ceset şişman ise daha çabuk çürürken, tuzlu suda boğulanlar daha geç çürüyor. En geç çürüyen kısımlar ise kalp, mesane, böbrek . İlk çürüyen yer olan mide ve bağırsaklarda bakteriler yoğun çalıştıkları için hızla gaz ortaya çıkıyor. Bu gaz, karın bölgesinin şişmesine sebep oluyor. Derinin üstü yanık gibi su toplarken, vücutta biriken sülfür yüzünden renk siyaha dönmeye başlıyor. Günden güne şişen karın patlıyor ve göğüs çöküyor. Bu olay mezar üstünden duyulabilecek kadar sesli olabiliyor. Ortalama 4 yıl sonra insan tamamen kemik haline dönüşüyor. Güzelliğin, yakışıklılığın, zenginliğin, kibrin, malın mülkün, makamın mevkin nerede?Yeryüzünde kasıntı bir şekilde gezen, küçük dağları ben yarattım egosuna sahip olan, insanları küçücük beyniyle aşağılamaya çalışan, hayatı statü ve dünyada kazanacağı geçici başarılara odaklayan her o kibirlinin sonu budur. Paranın satın aldığı insanların sonu budur. Mevkiye gelmek için karakterini satan, çevresini ezen, zulme uğrayan insanların üzerine basarak bir şeyler elde etmeye çalışanların sonu budur. Güzelliğiyle, hayatı boyunca makyaj/süse adanan, cildi kurumasın diye her gün özenle kremlenip yumuşatılan bedenin sonu budur. Hayatını fitness salonlarında ayna karşısında kaslarına bakarak geçiren, tek hedefi vücut büyütüp bununla Instagrama fotoğraf atan kişilerin de sonu budur. Çalışın, başarılı olun, insanlığa fayda verin amma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Dil ile düğümlenen, diş ile çözülmez." Kaşgarlı Mahmud
Edebiyat
" Bir şeye başlamak için çok iyi olmak zorunda değilsiniz, amma çok iyi olmak için bir işe başlamak zorundasınız. " Les Brown
Edebiyat
Kızkardeşimin ayakkabısında ufak bir sökük vardı. Diktirmek için bir ayakkabı tamircisine uğradık. -Yaşlı, bilge bir amcaydı.. *Ayakkabıları yarın teslim etmek üzere aldı ve karışmasın diye altına isim yazmak için kardeşime adını sordu. "ZEYNEP" dedik.. -Amca ismi yazmadı. Soyadını yazalım kızım dedi. Ve ayakkabının altına soy ismimizi yazdı. Sonra dönüp dedi ki ; "Sen çok güzel bir isim taşıyorsun kızım ZEYNEP Peygamber Efendimizin(Sâllallahu Aleyhi Vesellem) kızının ismi.. Sakın ismini ayak altına yazdırma.. *Şimdi düşündüm de adettendir diyerek her gelinin ayakkabısının altına ne isimler yazıldı. Ayşe'ler Fatma'lar Zeynep'ler Hatice'ler Rukiyye'ler Gülsüm'ler Amine'ler Meryem'ler, Sultan'lar vs... *Müslüman kadınların hangisinin ismi kötü ki? Kimisi bir peygamber kızının, kimisi anasının ismi.. *Anladım ki bu da Batının bir oyunuydu bize. Müslüman kadınların ismini ayaklar altına almanın güzel gösterilmiş bir oyunuydu... *Hani Boksör Muhammed Ali tüm yarışmacıların ismini yerlere yazdıklarında " benim adımı yere yazmayın, ben Peygamber ismi taşıyorum ❗" diye uyarmıştı * Ve onun ismi duvara asılmıştı.. Belki bizde bu bilinçle isimlerimizi ayak altına yazdırmaktan vazgeçeriz. Alıntı
Din
İbret verici güzel bir hikaye... TV’de bir programda sunucu, milyoner misafirine sordu: -- "Hayatında seni en çok mutlu eden nedir?" Adam: -- "Hayatımda dört mutluluk merhalesi yaşadım, ta ki mutluluğu buldum: 1- Mala, eşyaya düşkünlüğüm oldu, elde edince, mutluluğun bu olmadığını anladım. 2- Çok pahalı şeylere düşkünlüğüm oldu, elde edince, onların verdiği mutluluğun, zamanla tesirini kaybettiğini gördüm. 3- Büyük şirketler; mesela bir futbol takımı veya uluslararası bir şirket sahibi olunca, mutluluğu yakalarım sandım, ama hayal ettiğim mutluluğu onlarda da bulamadım. Hatta gördüm ki; imkanların çoğaldıkça, sorumlulukların artıyor, rahatından fedakarlık yapmak zorunda kalıyorsun.  4- Bir arkadaşım benden engelli çocuklar için tekerlekli araba almada sponsor olmamı istedi. Hemen yüklü bir bağışta bulundum. Teslim günü gelince arkadaşım ısrarla çocuklara kendi elimle arabaları teslim etmemi ve çocukların sevincine ortak olmamı istedi. Tabii gittim, çocukların arabaları alırken ve kullanırken ki sevincini görünce çok mutlu olmuştum. Rutin bir sevinçti, bir kaç gün sonra unutacaktım.  Ordan çıkmak için kapıya yöneldiğimde, bir çocuk bacağıma yapıştı. Nazikçe kurtulmaya çalıştım, amma çocuk ısrarla bırakmıyor ve dikkatlice yüzüme bakıyordu. Ona, "benden başka bir isteğin mi var?" dedim. Çocuğun cevabı bana gerçek ve kalıcı mutluluğun adresini vermişti. Bana; -- *"Hayır bir şey istemiyorum, yüzünü hafızama kazıyorum ki, Cennette karşılaştığımız zaman seni tanıyayım ve Rabbimin huzurunda sana bir daha teşekkür edeyim."* dedi. Yüce Allah varlığımızı hayra anahtar, şerre kilit eylesin Vesselâm !!! Alıntı
Din