Bir öğretmen ne kadar başarılı olursa olsun, onun yüreğinde acıma duygusu yoksa eğer, insanlığından şüpheye mazhar gerek.
Zehra öğretmen, annesi ve anneannesi üzerinden öğrenmiş olduğu yalan hikayelerle acımasız bir insan olarak yetişmiş, yatılı okulda okuyarak öğretmen olmuştur. Annesinin ve anneannesinin yalan anlatılarıyla babasına deli gibi öfke duyan bu kız, öğretmen olduğunda ve babasının ağır hasta olduğu haberi geldiğinde onu ziyaret dahi etmek istemez. En son ısrarlar sonucu ziyaret eder lâkin babası vefat etmiştir. Babasından kalan sandığın içinde bir defter bulur ve okumaya başlar. Babasının aslında annesinin ve anneannesinin anlattığı gibi bir insan olmadığını, onu her daim kollayıp koruduğunu ve yatılı okula da bu yüzden verdiğini öğrenmiştir.
Babasının çekmiş olduğu acıları öğrenince acıma duygusu olmayan bu öğretmenin gözünden düşen yaşlar, taş kesilmiş kalplerin dahi gerçekliğin ışığında nasıl eridiğini gözler önüne sermektedir. Zehra Öğretmen, ilk defâ kalbinde acıma duygusunu hissetmektedir. Ve bir nebze de pişmanlık...